Recent Posts

Bir Tercihin Anatomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir Tercihin Anatomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2010 Çarşamba

Antreman Performanslarının Kadro Kurma Sürecine Etkisine Sade, Gösterişsiz, Kendi Halinde Bir Örnek


İki haftadır maç özetlerinde sürekli dikkatimi çeken bir oyuncu var. Ankaragücü forması altında 4 numaralı defans Koray Çölgeçen sık sık gol pozisyonlarının içerisinde oluyor. Notumu almışım Ankaragücü'nün gol yemeyeceği bir haftayı bekliyorum Koray'ı kadroma almak için. Ve bu haftaki Eskişehir maçını gözüme kestiriyorum. Kısır geçeceğini ve bir şekilde Ankaragücü'nün kazanacağını düşündüğüm maçın hayalimdeki skoru Koray'ın duran toptan atacağı bir golle 1-0.

Sakatlık durumları için antreman haberlerine bakıyorum Koray'ın bir sakatlığı var mı diye. Ne spor sitelerinde ne de Ankaragücü resmi sitesindeki Antreman Günlüğünde sakatlar içerisinde Koray'ın ismi yok. Ama başka bir haber dikkatimi çekiyor :

Ankaragücü'nü Hırs Bastı
Pas organizasyonunun ardından Başkent ekibi çift kale taktik ağırlıklı maç yaptı. Taktik maçında Rajnoch'un kafayla attığı 2 muhteşem gol, Mehmet Çakır'ın ise kaleyi gören dar açıdan attığı akıl dolu gol, takım arkadaşları ve teknik ekip tarafından takdirle karşılandı.


Bu haber aklıma bir diğer Ankaragücü defansı olan Rajnoch'u sokuyor alternatif olarak. En iyisi istatistiklerini karşılaştırayım diyorum. Koray'ın bu sezon 1 golü ve 0 asisti var. Raynoch'un 23.haftadan başlayan Lig TV istatistiklerinde gözükmese de, 22.haftada Antalayaspor'a kaydettiği bir kafa golü var. Ve onun da asisti bulunmuyor. Bu seneki istatistikleri tam birbirine eşit.

Önceki yılların istatistiklerini de karşılaştırmak istiyorum. Rajnoch Wikipedia'ya göre geçen sene Bundesliga'da Energie Cottbus formasıyla çıktığı 10 karşılaşmada gol kaydedememiş, ama öncesinde 2,5 sezon forma giydiği Boleslav'da 66 maçta 16 gol bulmuş. Bir defans oyuncusuna göre oldukça iyi bir rakam. 2004-2006 yılları arasında görev aldığı FC Slovacko takımında ise 76 maçta 3 gol kaydetmiş. Aradaki fark, farklı takımlarda farklı mevkilerde oynamasından ileri gelmektedir diye tahmin ediyorum. 2003/2004 sezonunda forması giydiği Bohemians 1905 takımında da yine çok iyi bir gol yüzdesi tutturmuş : 25 maçta 9 gol

Koray'ın istatistiklerine ise TFF'de futbolcu bilgi bankasındaki sayfasından bakıyorum. Farklı yılları bir araya derlediğimizde şöyle bir gol tablosu ortaya çıkıyor.

2009/2010 Ankaragücü 15 maç 1 gol
2008/2009 Kayserispor 3 maç 0 gol
2007/2008 Kayserispor 31 maç 3 gol (Wikipedia'ya göre bu sezon 2 de asist yapmış)
2006/2007 Kocaelispor 21 maç 2 gol
2005/2006 Kocaelispor 3 maç 0 gol
2004/2005 Kocaelispor 18 maç 0 gol
2003/2004 Göztepe 22 maç 3 gol
2002/2003 Göztepe 11 maç 1 gol
2001/2002 Göztepe 1 maç 0 gol

Koray'ın NTV'de ilk oynadığımız sene ofansa katkısından dolayı tercih edildiğini hatırlıyorum (hatta özellikle Seço'nun beğendiği bir oyuncuydu.) ama geçen sezonki sakatlığı ve bu sezonki düşük performansı FFcilerin zihinlerinde neredeyse unutulup gitmesine yol açtı.

Genel itibariyle 2 oyuncuyu gol istatistikleri olarak kıyaslayacak olursak Rajnoch'un üstünlüğü göze çarpıyor. Fakat benim bu haftaki defansım için Rajnoch da karar kılmamın esas motivasyonu antremandaki performansından bahseden yukarıdaki haber. Gerçekten böyle bir şey var, insan bu antreman notlarından çok çabuk etkilenebiliyor. "İdmanda özel olarak gol çalıştı" ya da "Sakatlığını tamamen atlatan X hırsıyla göz doldurdu" gibi haberler bir anda sizi gafil avlayabiliyor, düşündüğünüz oyuncu seçimlerini değiştirmenize sebep oluyor ki benim bu hafta yaptığım gibi 2 haftadır özel olarak takip ettiğim oyuncuyu kadroma koymuşken çıkarttırabiliyor. "Antreman Notlarına Bakıp Kadro Kurma" başlığı ile bunu FF Taktiği olarak ele alabiliriz sanırım.

Genelde bu yazılar pişmanlıkla yazıldığı için "Koray gol attı ve ben bu okuduğum antreman haberinden dolayı 6 puandan oldum" şeklinde bitmesi lazım ama bu sefer böyle bir olay gerçekleşmiyor. Hem Rajnoch hem de Koray kalelerinde golü görerek ve gol kaydetmeye muvaffak olamayarak haftayı 2'şer puanla kapattılar. Naklen verildiğini bilmediğim için bu maçı canlı izleyemedim, dolayısıyla maç içerisinde hangisi gole yönelik oynadı ya da maç 28. dakikada 3-0 olduktan sonra bir daha gole yönelmek akıllarının ucundan geçti mi bilmiyorum ama Lig TV Maç haberine göre maçın önemli pozisyonlarında Koray'ın adı hiç geçmiyor, Rajnoch'un ise 1 kez geçiyor. Al birini vur ötekine ...

72. dakikada Rothen'in kullandığı serbest vuruşta, ceza alanı içinde iyi yükselen Rajnoch'un kafayla yaptığı vuruşta, top üstten auta gitti.

Sonuç itibariyle bu tercihin anatomisi neden-sonuç ilişkisi içerisinde "nedeni" yazıya dökülen ama "sonucu" için herhangi bir sevinç gözyaşı dökülmeyen önemsiz bir tercih olarak etiketteki yerini aldı. İlla ilginç bir aksiyon mu olması lazım yazdıklarımızın; farzedin bu da ağır tempolu ilerleyen bir Yumurta, Süt ya da Bal filmi ...

20 Nisan 2010 Salı

Rekor Kadro Üstüne Gülmece


Mekan: Eray Tayyar Ofis
Kişiler: Eray-Serdar Odabaş-Göksel Akçe (Cinci Hoca)
Oturma Şekli :
Eray-masa başı, Göksel abi-Eray yanı, Serdar-Eray karşısı


Serdar: Öyle bir kadro kurdumki bu hafta olay olacak.
Eray-Göksel: Tabi tabi (bıyık altı sırıtmalar eşliğinde) illaki canım
Eray: Kaptanın kim kanka ?
Serdar: Hayatta yorum yapamam kusura bakmayın. Kimseye söylemiycem. Yazdırmıycam da bu hafta. Kilitleniyorsunuz sonra kadroma hiç birşey yapamıyorum.
Eray: Hadi be oğlum söyle bir kaç adam feyz alalım. ahahaha
Göksel: (Alkolig ligimizde oynuyor) Geçen hafta yaktın beni bu hafta yakma da adam falan istemem. Bana söyleme zaten.

Telefonla ritüel haline gelen Tunç'u arayıp konferans görüşmemizi yapıyoruz.

Eray: Devrik naber kardeşim ?
Tunç: ehheheh (1 yıldır devrik derim, halen güler) iyidir be abi çalışıyorum ne olsun.
Eray: Kravat duruyor mu boyunda bağlımı kurumsal devrik ?
Tunç: Sorma abi takılı ya.
Eray: Çılgınlık yap da gevşet biraz deli insan
Tunç: Yemez abi zorlama ...
Eray: Bak Serdar abin, Göksel abin beraber oturuyoruz açıyorum diafonu
Tunç: Selamlar abiler nasılsınız ?
Serdar: İyidir Tunçum sen nasılsın, kaptanını tahmin ediyorum
Tunç: Ben daha bilmiyorum abi, kimmiş bari ?
Serdar: Söyleyemem söylersem değiştirirsin (Komple kahkalar)
Eray: Kimseye tek adam söylemiyor totem yapmış
Tunç: Yakışır Abime !
Serdar: Göksel abi Keita'yı almış kaptanı, çıkar onu abi son idmana katılmamış
Göksel: Hayatta seni dinlemem yakıyosun beni - Keitayı çıkardı :)
Eray: Tunçum hadi canım sana kolay gele
Tunç: Selamlar abi akşama konuşuruz...

Kaldık baş başa bu üçlü. Serdarın kadrodan haberdar olmamamız lazım.Gerçi neye yarayacaksa...

Eray: Oğlum söylesene lan aynı adamları almışsak çıkarıcam aahaahaa
Serdar: Cesar Souza kaptanım,üç tane İ.B.B. defans
Eray: Sieeeee
Serdar: Gerçekten

Tabi Serdarın onun şifresini bildiğimden haberi yok. Açtım onun kadrosunu Göksel abiye not kağıdına ''Çaktırma Serdarın kadrosu bu '' notu...

Eray: Gel sana kadromu göstereyim. Nasılsa rakip falan değiliz sen aldın yürüdün zaten maaşallah...

Serdar oturur masaya gözlükleri kafasına koyar,ekrana yüzünü sokar bakar bakar bakar bakaaar ...

Serdar: Bu senin kadronmu gerçekten ?
Eray: Evet nasıl ama, kaptanı değiştirebilirim... (Gülmemek için kendimizi zor tutuyoruz)
Göksel: Olm bu nasıl kadro lan Eray. Hiç akıllanmayacaksın ...
Eray: Abi ne bileyim ilk aklıma gelenleri yazdım işte

Serdar halen düşünceli bakar bakar bakar... Billur tuz gibi akar akar akar...

Serdar: Eray bir çıksana kadrodan kendi kadromu açayım bir bak ne göstericem
Eray: Tamam kanka çık ayıpsın ...

Serdar kadromdan (!) çıkar ve kendi kullanıcı adını yazar şifreye gelince ''Bakmayın oğlum ya'' der ve eline bir A4 kağıt alıp şifre yazdığı bölümün üstünü kapatır biz dudaklarımız ısırıyoruz bu arada...

Serdar: Baksana lan defansımız aynı... Göksel abi inan Eray'la daha önce kadrom hakkında konuşmadık baksana defansımız aynı abi...
Göksel: Hakikatten ya Eray hep Serdar'dan çalıyorsun değilmi (Dudaklar sıkılır, ısırılır)
Eray: Abi çalsaydım bu durumda mı olurum ya ayıpsın... Baksana adam Türkiye 16.sı ben Türkiye 198.siyim. (Sebepli ama aslında Serdar'a göre sebepsiz gülmeler)
Serdar: Ben kadromu değiştiririm usta bu ne ya
Eray: Oğlum ben öylesine yaptın sen oynama kadronla. Hem senle rakip değiliz ki sen elleşme kadronu ben değiştiricem zaten. Ortasaha içime sinmedi (Orta sahadan Serdarın aldığı puan:50)
Serdar: Kimseye söyleme ama kadromu bak gördün karışmam...
Eray: Tamam... (Göksel abiyle ben artık kırmızaya dönen suratlarımızı saklamaya çalışıyoruz)

Sonuçta rekor kıran kadroyla dalga geçen biz rekoru kıran Serdar Odabaş...

Dip Not :
Serdar : Ben bu rekoru da kırarım aga ...
Eray: Sen kapat ben arıyım seni, sana yazmasın ...

17 Nisan 2010 Cumartesi

İlk 11'ler Belli Oldu (!)


Bu akşam defanslarını Bursaspor'dan seçenler İbrahim Öztürk'ün oynamaması ile üzüldü. Bizim halısaha maçı kadrosundan 3 kişinin kadrosunda (Seçkin, Mahmut, Taner) İbrahim Öztürk vardı. Ben hepsine güncelleme'nin 19.18'de kapandığından ve Maç Kadrolarının da 19.10 gibi açıklanmış olduğundan bahsettim. Yani kadrolarını değiştirme imkanına sahiptiler. Bu üzüntülerini bir kat daha arttırdı. Ama maç sonunda hepsinin kadrosunda Ivankov ve Ömer Erdoğan bulunduğu için en azından diğer 2 adamdan 7'şer puan almanın teskinini yaşadılar.

Maçtan sonra eve dönünce ise buruk sevinçleri, tam bir sevince dönüşmüştür diye tahmin ediyorum. Zira biz maç çıkışı Birol'un i-phone'undan maçkolik'e baktığımızda gollerin ikisi de Volkan Şen yazıyordu. Fakat sonra yolda Gökhan Tavukçu ile telefonla konuştuğumuzda ilk golün tartışmalı olsa da Lig Tv maç raporunda Ömer Erdoğan'a verildiğini söyledi. Kendisinin kadrosunda da oynamayan İbrahim Öztürk olduğunu ama en azından Ömer Erdoğan'dan o puanları telafi ettiğini söyledi. Kadrosunda Ömer Erdoğan olan Birol yanımda zafer naraları atıyordu zaten. Benim kadromda ise Volkan Şen olduğundan ve Ömer Erdoğan bulunmadığından puan kaybıyla hüzünlere gark eylemekteydim ...

Eve geldiğimde hakem maç raporunda da golün Ömer Erdoğan'a verildiğini gördüm :

İlk golde Volkan'ın şutu Bursaspor kaptanı Ömer'e çarpıp ağlarla buluştu. Maçın hakemi Cüneyt Çakır, maç raporunda bu golü Ömer'e yazdı.

Şimdi beni oldukça şaşırtan bir şey var. Ben maç öncesinde internette Sporx'ten "Maç kadroları belli oldu" haberini okuduğumda kadroda Ömer Erdoğan yoktu. Hatta bu haber üzerine kadromdaki Ömer Erdoğan'ı çıkardım ve yerine aynı fiyat olan Trabzonlu Ceyhun Gülselam'ı aldım. Sonra da hatta kendi kendime iyi ki bu haberi okumuşum diye düşündüm.

Maç bilgilerini bir gördüm; Ömer Erdoğan ilk 11 oynamış ve üstüne eve döndüğümde bir de golü çıktı piyasaya : 13 puan

Aslında emin olsam da okuduklarımdan, Acaba dedim ben yanlış mı baktım o listeye kadro yapma telaşıyla. Tekrar google'da arattım : "Bursa'da 11'ler belli oldu sporx" yazarak. Şu sonucu verdi google :

İlk çıkan sonuca tıkladığınızda Sporx'in Bursa'da ilk 11'ler belli oldu haberi çıkıyor. Ama bu haber şu an maç haberine dönüştürülmüş aynı linkten : Volkan 'Şen'lendirici: 2-0

Ama bir kaç sonuç aşağıda porttakal.com haber portalının kaynak belirterek direk Sporx'in ilk 11'ler haberinin kopyası çıktı. Şimdi bombaya hazır olun. Doğru hatırlıyormuşum evet, ilk 11'de stoper olarak İbrahim ve Zapotocny görünüyor. Bu, maç yayını başladıktan sonra ve Lig Tv'den ilk 11'ler ekrana girdikten sonra girilen bir haber ve herifler bu haberi yanlış yazıyorlar.


Bursa'da 11'ler belli oldu!
Eklenme tarihi: 16.04.2010 19:24:06 Kaynak: Sporx

Turkcell Süper Lig'de 30. haftanın açılış maçında lider Bursaspor evinde, Gaziantepspor'u konuk ediyor. Bursa Atatürk maçında oynanacak ve saat 20:00'de başlayacak mücadelede Cüneyt Çakır düdük çalacak. Lig TV'den naklen yayınlanacak bu karşılaşmayı Sporx Canlı Anlatım Servisi'nden an be an takip edebilirsiniz.

İLK 11'LER
BURSASPOR
Ivankov
Ali Tandoğan
Mustafa Keçeli
Zapotocny
İbrahim
Bekir Ozan
Hüseyin
Volkan
Ozan
Turgay
Sercan


Gelelim Kelebek Etkisine ... Bu haberin benim üzerimdeki etkisi Ömer Erdoğan'ı çıkarmam ile neticelendi. Bizim halısaha maçına girerken ben keşke ilk 11'lere baksaydınız diye Seço-Mahmutlar'a söylüyordum. Şimdi onlar iyi ki bakmamışız bu habere diyorlardır. Ben de şimdi keşke ilk11'ler haberine bakmasaydım diyorum. (Ya da anneannemdeki Lig TV'yi eve getirseydim oradan maç öncesini direk canlı izleseydim diyorum) Birol da sadece Ömer Erdoğan vardı belki bu haberi görse direk çıkaracaktı kadrosundan, haberi okumadı 13 puanı aldı. Seço-Mahmut-Taner-Gökhan'da İbrahim Öztürk ve Ömer Erdoğan vardı bu haberi okusalar Ömer Erdoğan'ı çıkaracak başka bir oyuncu alacaklardı defanslarına onlar da 13 puandan olacaklardı muhtemelen ...

Bu yazının ana fikri; geçmişi ne kadar güvenilir olursa olsun gözünle görme imkanın varsa hiç bir siteye güvenme. İkincisi, çok fazla takip cildi bozar ... Üçüncüsü ise bana çok ilginç geliyor : Kimbilir bireysel olarak belki kaçan 13 puanın fevkinde Ceyhun 2 gol atar daha fazla puan alırım ama kamusal olarak yanlış yazılmış bir haber kadronuzun puansal kader çizgisini nasıl da etkiliyebiliyor ... Sırlarla dolu Kadere akıl erdirmek fantezi futbolun çok çok fevkinde ...

12 Nisan 2010 Pazartesi

Engin Gürses - Moritz - Kaptan

Resim NTVMSNBC röportajından alınmıştır.

Engin Gürses,
Sana açık mektubumdur ...
Aldın şu naaletteen herifi, bari kaptan yapma be kardeşim... Seni yakmaktan bıkmayan bu adamı hala kollaman ve kaptan yapman... Manidar... Seneye Kayserisporla anlaştığı kesinleşen ve Türkleşen bu Brezilyalıya verdiğimiz değer nedir ???

Hemen hemen herkesin kadrosunda bulunan bu arkadaşa sen tut yıldız ver... Sen kaptan yaptığında değişmeyen ritüel olarak oynamadı ve kendini de bizi de yaktın be birader...
Sana Moritz'i almayı yasaklıyorum ki bırak kaptan yapmayı... Hatta önümüzdeki sene Kayseri'de forma giyerken de dahil...

Titre ve kendine gel Enginim... Siyavuşpaşa'nın gururu ol yeniden ...

İmza : Komşun

5 Nisan 2010 Pazartesi

Kafamı Keserim ...



28.Hafta Kadrolar postundan
Engin Gürses dedi ki...
Alex bir şey yapamaz bu maçta bence kesin. Fener bu maçta gol yemesin kafamı keserim ...
03 Nisan 2010 Cumartesi 01:02:00

braunschweig dedi ki...
Pazar gunü kelleni ucurucak Alex. Engin bey
03 Nisan 2010 Cumartesi 01:45:00


28.Hafta Tahminleri
postundan
Engin Gürses dedi ki...
Bu demek oluyor ki Alex'i kadroma almadım ve FB defansına öyle böyle kitlenmeyeceğim. Makukula ve Cangeleye 1'er gol attırmadan rahat etmeyeceğim ...
02 Nisan 2010 Cuma 19:30:00

braunschweig dedi ki...
Sozunu unutma Engin ne Alex i ne defansi Al ok
02 Nisan 2010 Cuma 19:43:00

Engin Gürses dedi ki...
Almadım zaten, bu sayede çok kara geçeceğim çookk...
03 Nisan 2010 Cumartesi 01:04:00

Engin Gürses dedi ki...
"Son Sözler" gibi olmuş tam ...
05 Nisan 2010 Pazartesi 03:18:00


Alex de Souza (c) :
22 puan
Diego Lugano : 13 puan
Andre Dos Santos : 7 puan
Gökhan Gönül : 7 puan
Bilica : 7 puan
Wederson : 5 puan

4 Nisan 2010 Pazar

Öztürklerden Sezer ...

Gökhan Tavukçu : Benim bu haftaki kaptanım belli . Lamba gibi koyacağım oraya onu .
Tunç Bozacılar : Ümit Karan ?
Gökhan Tavukçu : Değil .
Tunç Bozacılar : Mehmet Yılmaz ?
Gökhan Tavukçu : Değil .
Tunç Bozacılar : Sezer Öztürk ?
Gökhan Tavukçu : Evet .
Tunç Bozacılar : Abi benim kaptanım Ümit Karan ama bir de Sezer Öztürk'ü alamam . Çok pahalı olur ikisi . Daha Alex , Bobo , Keita'yı alacağım . Para yetmez .
Gökhan Tavukçu : İkisini de al oğlum ne olacak .
Tunç Bozacılar : Çok iyi adam o , sezon başı da benim adamımdı ama bu hafta es geçiyorum...
Gökhan Tavukçu : Sen Kaybedersin ...

30 Mart 2010 Salı

Bir Tercihin Ana Tommy'si ...


Cuma günü
Kadrom kafamda şekillenmiş
İlk maç olan İbb - Bursaspor maçından alacağım adamlar belli
Sadece Bursaspor muhabirim ile teyitleşmem kalmış
Arıyorum kendisini ve aramızda şöyle bir konuşma geçiyor ...

T.Bozacılar : Enişte selamlar . Geliyorsun değil mi maça ? (Bursasporlu , Ankara'da yaşıyor ve İbb - Bursaspor maçına gelecek)
T.Karaman : Geleceğim her türlü . Gerçi korgeneral öğlen teftişe geliyor ama kaçacağım bir şekilde . (Yüzbaşı olur kendileri)
T.Bozacılar : Maç ne olur sizin bu akşam ?
T.Karaman : Kazanırız herhalde . (Tabi tabi) İddiası yok İbb'nin , sakatı da var her türlü . (Abdullah Avcı'nın selamı var) İlk dakikalarda gol bulursak fark olabilir . (Yok on) Ama gol yeriz gibime geliyor , bir de ilk maçın skorundan ötürü intikamla çıkabilirler . (Tek doğrun bu oldu be enişte)
T.Bozacılar : İyi iyi . Kim alınır bu hafta sizden ? (Her hafta aynı soru)
T.Karaman : Turgay , Ali Tandoğan ve Ozan İpek .
T.Bozacılar : Şimdi enişte , bu dediklerini herkes alır . Ben Ivankov , Sercan , Volkan ve Ozan İpek'i düşünüyorum .
T.Karaman : Volkan'ı alma , ilk yarı kötü oynarsa çıkarır Ertuğrul Sağlam . (Gol attı) Sercan'ı alma , İBB oyuncuları uzun boylu olduğu için ilk yarı sonunda çıkarır Iglesias'ı alır (Turgay'ı çıkardı) . Ali Tandoğan'ın kesin asisti var (Kırmızı karttan ucuz kurtuldu) , Turgay bu maç patlar . (Vallahi patladı , ilk yarı çıktı sarı kart gördü sıfır puan aldı) . O bizim canımız ciğerimiz (Hay sizin canınıza) . Bir bakıyorsun stoperde top çıkarıyor , bir bakıyorsun sağ kanatta orta kesiyor . (Bir bakıyorsun ne yaptığı belli değil) Maşallahı var bu sene onun . (Nazarlık takayım ben ona)
T.Bozacılar : Ama enişte bu younda öyle adamlara ihtiyacım yok , bire bir istatistik yapacak . Çok koşmaya , cansiperane savaşanlara puan vermiyorlar . Bana gol atacak , asist yapacak adam lazım .
T.Karaman : Sen dediğimi yap merak etme , geliyoruuuz . (Gelin gelin , siz de gelin bir siz eksiktiniz)
T.Bozacılar : Sağol enişte , haydi başarılar .
T.Karaman : Şampiyonuz bu sene . (Nah) :)


Kapatıyorum telefonu ...
Cesar Souza ve Youla'yı yedeğe atıp Turgay'ı ilk 11'e alıyorum .
Volkan Şen'i çıkartıp Ozan İpek'i alıyorum .
Ali Tandoğan ve Ivankov zaten vardı , dokunmuyorum onlara .
Kaydete tuşuna basıp çıkıyorum ...
Sonra maç başlıyor ...
Ben kahroluyorum ...

29 Mart 2010 Pazartesi

Fantezi Futbol'da Taraf-tar-lık



İlk olarak şunu söyleyeyim; yazıyı yazarken fantezi futbol dışına fazla çıkmamak için azami dikkati göstereceğim ancak zaman zaman da özellikle dışına çıkacağım ki söylemek istediğimi tam olarak ifade edebileyim. Ayrıca, bu yazı bir savunma değildir, yaptığımın sonuna kadar arkasındayım. Yoksa “totem yaptım Jo gol atmasın diye” gibi zırva bir açıklamayla durumu geçiştirebilirdim.

Gelelim meselemize... Sağolsun Engin çok geç idrak etmiş benim Jo’yu kadroma aldığımı ve fitili ateşledi. Ama sonradan söylediği doğru bir şey var ki; evet ben haftanın tüm maçlarını kafamda bir şekilde oynayarak tahminlerimi yapar, bunun ardından da kadromu kurarım. Maçın 4-3 gibi bir skorla bitip bitmeyeceği konusunda herhangi bir fikrim olmamasına karşın, tahminimde de belirttiğim üzere beklentim 2,5 gol üstü olması yönündeydi. Sonuçta maç 1-0 bitti, Jo 3 puan aldı ve kötü bir tercih yapmış oldum. Bunun sebebi de maçı doğru analiz edememiş olmamdan başka bir şey değil. Söz konusu durumu kendi takımım açısından değerlendirmem gerekirse, bu hafta Necati Ateş ve Ozan İpek ne kadar yanlış tercihlerse Jo da o kadar yanlış bir tercihtir, zaten aynı puanı alacaklar. Diğer yandan; Gökhan Tavukçu’nun 4 tane Beşiktaşlı defans oyuncusunu ya da Taner Sezgin’in 4 tane Gaziantepsporlu defans oyuncusunu almasından da daha iyi bir tercihtir. Başka mecralara ulaşan mesele aslında sadece çok gol olmasını beklediğim bir maçta gol olmayışından kaynaklanmaktadır.

Şimdi de taraftarlıkla ilgili birkaç şey söyleyeyim. Herkes başka başka yorumlar yapmış kendine göre konuyla ilgili. Zaten taraftarlık böyle bir şeydir, herkes kendine göre taraftardır. Birine göre taraftar olanın, başka birine göre taraftarlıkla uzaktan yakından alakası yoktur. Tuttuğun takımın başkanı 3 sene üst üste şampiyonluk sözü verip Daum’u takımın başına getirdiğinde kimine göre büyük başkan olurken, benim gibi Chelsea ile oynanan Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçlarında akıl sağlığını yitirecek duruma gelmiş, Lille’e elendiğinde Liverpool ile iki maç oynama fırsatını kaçırdığına üzülen bir kişi için “peki ya Avrupa’da ne olacak” fikri akla geldiğinden maalesef hayal kırıklığıdır. Ya da biz büyük taraftarız diye tribünleri doldurup her maçta “Yeeeeeeeeterrrrr Yıldırım Demirören” diye bağıran kişilerin, takıma her durumda destek olunması gerektiğini düşünen ve nefesini başkana istifa için değil takıma destek için harcayan başka profilde birilerine göre taraftarlıkla uzaktan yakından alakası yoktur. Kimisi her yıl ne olursa olsun kombinesini alır, kimisi transferleri beğenmeyip maçları evinden seyreder. Kimisi cebindeki son parayı takımının atkısını alırken bitirir, kimisinin altındaki don bile takımının ürünüdür, kimisi ise verdiği paranın doğru kullanılmadığını düşünüp kulübü için para harcamayı keser. O yüzden taraftarlığı bir kalıba sokamazsın. Her ne kadar her kulübün taraftarının genel bir profili olduğu düşünülse de içeride başka başka karakterler dolaşır. Bu kişilerin hiçbirisi “taraf” yani kulübün kendisi değil, "taraf"ı kendine göre destekleyenlerdir, yani “supporter”, yani “destekçi”. Onlar olmadan önce de taraflar vardı ve onlar ölüp gittikten sonra da taraflar yine olacak.

Belki Fantezi Futbol oynayan kişilerin oyunu algılamalarındaki ya da oyunu oynama amaçlarındaki farklılıklar, birisinin derbi maçında rakipten oyuncu almasını sağlarken, diğerinin bunu eleştirmesine neden olur. Bazıları her hafta kendi takımından 4 tane oyuncu alıp duygusal hazları ile oyunu bütünleştirip oynamayı sever, bazıları oyunu kazanmak için kendi çapında her maçı mantık süzgecinden geçirip haftanın belli bir bölümünü internet başında sakat ve cezalıları en sağlıklı nereden bulabilirimi düşünerek geçirir. Bazıları da işi iyice ciddiye alıp BFFK diye bir blog kurup onu her hafta güncelleyecek kadar kafayı kırar. Benim için enteresan olan da blog kurup her hafta bu blogla ilgilenecek kadar olaya ciddi bakan “profesyoneller”in, kendi taraftarı olduğu takımın oynadığı maçta rakip takımdan oyuncu alan başka kişiyi eleştirmesi ve elma ile armudu birbirine karıştırmasıdır. Daha önce Tunç’un yaptığı röportajda ben de takımımın puan kaybedeceğini düşündüğüm maçlarda her iki takımdan da oyuncu almayarak kendime göre bir savunma mekanizması oluşturduğumu ifade etmiştim. Büyük çoğunlukla da sezon boyunca bu şekilde hareket ettim. Ama bunun dışına çıktığım şimdi anlattığım gibi durumlar da oldu. Benim bu oyunu oynamamın sebebi Fenerbahçe’yi sevdiğim kadar belki daha da fazla futbola tutkun olmam. Maçların analizini yapmak, yorumlayabilmek, bahis oynamak, fikrine hiçbir zaman katılmadığım adamların televizyon kanallarından ahkam kesmelerini izleyerek bu adam bu işten nasıl para kazanıyor diye düşünmek v.s. Aramızda bu oyunu oynamaya başladığımızdan beri, kendi tuttuğu takımın maçında kadrosuna aldığı futbolcunun topu direkten döndükten sonra başka bir oyuncunun tamamlayarak attığı gole sevinirken bir yandan da golü diğer oyuncunun atamaması sebebiyle burukluk yaşamayan var mıdır acaba? Peki son haftaya girdiğimizde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray aynı puanda olursa, Beşiktaşlılar ve Galatasaraylılar 33 haftanın 31’inde kadrolarına aldıkları Alex’i Trabzonspor’a karşı kadroya almayacaklar mı? Ya da Fenerbahçeli ve Beşiktaşlılar yine 31 hafta kadrolarına aldıkları Arda’yı sadece şampiyonluk maçı olduğu için Gençlerbirliği maçında dışarıda mı bırakacaklar? Benim buna verecek kesin bir cevabım yok. Ama şunu biliyorum ki doğru ya da yanlış o anki şartlarda nasıl hisseder ya da analiz edersem o şekilde hareket edeceğim. Hele bir de düşünün ki Fantezi Futbol’da Türkiye birincisi ya da BFFK birincisi olma şansınız da var. İşte o zaman sapla samanı ayırma zamanı olacak. Rakip takımın oyuncusunu almak takımınızın şampiyonluğunu istememek anlamına gelmez. Aynı benim dünkü maçta hop oturup hop kalkarak maçı izlediğim, kumandaya hakim olamayarak beş sefer yanlışlıkla elimden fırlattığım gibi.

Sonuç:

1-) Ben Fenerbahçeliyim. Fenerbahçeliliğime laf söyletmem. Herkesin taraftarlığı kendine.
2-) Futbolu çok seviyorum, ilgilenmeyi daha çok sevdiğim bir konu yok.
3-) Fantezi futbol bazen kafa karıştırıyor ama oynamayı sürdüreceksek bu karışıklıklarla mücadele etmek zorundayız.
4-) Bu lig böyle giderse herkesin 34. hafta kadrolarını çok merak ediyorum.

Kalın sağlıcakla ...

20 Mart 2010 Cumartesi

Kara Koyun


Birimizde bir yanlışlık var ama bakalım. Bugün Saat 14.oo'te Ak Koyun Kara Koyun Belli Olacak ...

Maç
Manisaspor - İBB

Kadrolar
Bilgin Gürses'in Kadrosu : 4 Manisaspor Defansı
Engin Gürses'in Kadrosu : 2 Manisaspor Ortasahası, 1 Manisaspor Forveti
Gökhan Tavukçu'nun Kadrosu : 4 İBB Defansı

Maç Öncesi İnciler
Bilgin Gürses : Bence benim Manisa defansı daha ilk dakikadan yiyecek, Spiker direk bağlanacak gol gol gol , Bilgin'in defansı yine ilk dakikadan yiyor ...
Engin Gürses : Manisa gol falan atamıyor ama bu maçı almaları lazım. İBB ununu elemiş, eleğini asmış, asılmaz bu maça. Manisa 1-0 kazanır, ya da en kötü 0-0 biter. Ortasahalarım 5'er puan kazanır en kötü ihtimalle.
Gökhan Tavukçu : Eee, benim Barbosam, Marcin Kuşum kime gol atacak o zaman, Ekrem Ekşioğlum hangi golün asistini yapacak. İBB, Uefa'yı kovalıyor, alır maçı ...

16 Mart 2010 Salı

Ömer Erdoğan Sakattı Ama ...


Özlüce Günlüğü
Bursasporumuz, Pazar günü oynayacağı Manisaspor maçının hazırlıklarına ara vermeden başladı. Dün oynanan mücadele de sakatlanan kaptan Ömer Erdoğan ve alt adelesinde ağrısı bulunan Ali Tandoğan takımdan ayrı çalıştılar.

11 Mart 2010
http://www.bursaspor.org.tr/haberdetay.asp?yon_haber_id=10367


Bursaspor, Manisaspor'a hazırlanıyor
Bursaspor, 14 Mart Pazar günü sahasında yapacağı Manisaspor maçının hazırlıklarına başladı. Grip olan Ozan'ın katılmadığı antrenmanda, kaptan Ömer Erdoğan, Ali Tandoğan, Volkan Şen ve Veli Acar takımdan ayrı koştu. Volkan ve Veli'nin tedavilerinin devam ettiği, Ömer Erdoğan'ın Kasımpaşa maçında dizine aldığı darbe nedeniyle, Ali Tandoğan'ın ise arka adalelerindeki ağrılar yüzünden takımdan ayrı çalıştığı belirtildi.

Sporx
11 Mart 2010
http://www.sporx.com/futbol/superlig/187004/?takim=166


Cuma Akşamı 18.30 İstanbul
Birolla telefon görüşmesi

Birol Sezgin : Bursa'dan defans aldım ben. Ivankov Ömer Erdoğ.
Engin Gürses : Ömer Erdoğan mı ? Abi sakat o .
Birol Sezgin : Sakat mı , ben görmedim öyle bir haber.
Engin Gürses : Yazıyor sporxte mi hatırlamıyorum ama bir yerde gördüm ben. Ben de önce onu almıştım ama mecbur çıkardım İbrahim Öztürk'ü aldım.
Birol Sezgin : Eminsin yani , çıkarayım öyle mi ?
Engin Gürses : Abi sen bilirsin, şimdi oynar gider gol atar onu bilmem. Ama sakat yazıyor, onun riskine girmeye değmez bence.
Birol Sezgin : İyi eyvallah çıkarayım bari ben de.


Pazar 15.05 Bursa
Gökhan Tavukçu ile tur otobüsündeyiz. Orhan Gazi Türbesinden çıkmış, Kervansaray'a doğru gidiyoruz. Bir taraftan da i-phone ile 3G arıyoruz radyo application'ı ile maçı dinleyebilmek için. Çalışmıyor bir türlü, Gökhan en son internetten ilk 11lere bakıyor.

Gökhan Tavukçu : Aaaaa, Ömer Erdoğan oynuyor.
Engin Gürses : Hadi ya, sakat yazıyordu . oynuyor ha ???


Pazar 16.35 Bursa
Kervansaray'dan, Türkiye'nin en güzel hamamından çıkmışız. Stadın tam yanındayken Gökhan i-phone'dan bakıp bir haber veriyor.

Gökhan Tavukçu : Al işte İbrahim Öztürk sarı kart görmüş!
Engin Gürses : Şimdi gider Ömer Erdoğan da gol atar, tam olur ...
Gökhan Tavukçu : Aynen abi.


Pazar 17.00 Bursa
Bursa'nın en güzel iskenderinin olduğu Eski Garajdayız. Tam afiyetle iskenderimizi yerken lokma boğazımda kalıyor. Gökhan telefonundan mackolik.com'a giriyor...

Gökhan Tavukçu : Abi, inanmıyorum ya . Ömer Erdoğan gol atmış dakika 90'da.
Engin Gürses : Yemin et ??? olm ya, şoka girdim burda. Harbi mi söylüyorsun hacı abi ya?
Gökhan Tavukçu : Valla ya, bak ...
Engin Gürses : Abi harbiden inanamıyorum ya. Kaçıncı sefer oldu bu. Bu oyunda neyden korksan başına geliyor. Yemin ediyorum düşündüm , "şimdi riske girmeyip Ömer'i almıyorum ya, gider Ömer gol atar" dedim kendi kendime...


Pazar 17.02 Bursa
Telefonuma bir sms geliyor :

1 Yeni Mesaj
Birol Cep - O532 404 11 55
bana omer erdogani aldirmayan zihniyeti kiniyorum :)


Ekleme (Tunç Bozacılar) ;

Tevfik Karaman : Gol yemeyiz bu hafta , al Ivankov'u .
Tunç Bozacılar :
Onu zaten alacağım enişte . Bana kim oynamaz onu söyle .
Tevfik Karaman : Hepsi oynar . Tam kadroyuz .
Tunç Bozacılar : Ali Tandoğan ve Ömer Erdoğan sakat diyor sizin site . Var mı bir haber ?
Tevfik Karaman : Yok , ikisi de oynayacak .
Tunç Bozacılar :
Peki illaki biri oynamazsa kim oynamaz ? Kimi dinlendirir ?
Tevfik Karaman : Ömer Erdoğan'ı dinlendirir dinlendirecekse ama sanmam .
Tunç Bozacılar : Sağol enişte ...

15 Mart 2010 Pazartesi

Maçın Tamamını İzlemek


Cuma akşamı ben, Mahmut Aras, Taner Sezgin, Bilgin Gürses halısaha maçına gidiyoruz. Hani Mahmut'un bir önceki haftaki galibiyetlerini referans alarak yaptığı baklavasına teklifiyle heyecanlanan ve sonrasında Koska'yı daimi sponsorumuz ilan ettiğimiz halısaha maçı.

BAKLAVA AĞACI : 4
Mahmut* - Seçkin* - Oğuz**

FF KINGS : 8
Engin**** - Bilgin**** - Taner**** - Emre İpal (yedek)

Arabada halısaha maçını kim kazanacak faslından sonra konuşulan tek bir konu var tabii ki : Fantezi Futbol. Aldığımız adamları tartışırken hepimiz tek bir maç üzerinde kesin ittifak ettik. Antalyaspor, Sivasspor'u farklı yenecek.

Necati ve Tita zaten hepimizin kadrosunda mevcut. Hatta Tita Taner'in kaptanı. Fakat ekstra oyuncular farklılık gösteriyor. Mahmut, Orhan Ak'ı almış defansına, ben Jedinak'ı, Bilgin Jedinak ve Yalçın Ayhan'ı, Taner ise Veysel Cihan ve Korhan Öztürk'ü.

Bana göre Antalyaspor farka gittikten sonra gol yeme ihtimali yüksek olsa da Orhan Ak ve Yalçın Ayhan tercihleri Sivasspor'un son haftalardaki etkisiz futbolu göz önüne alındığında mantıklı tercihler. Veysel Cihan ise yine Necati'yi aldıktan sonra biraz lüks gibi dursa da sağ sütundaki istikrar tablosunda da yer aldığı gibi 4 hafta üst üst gol-asist performansı ve geçen hafta Fenerbahçe maçında da net gol pozisyonlarına girmesi hasebiyle yine mantıklı bir tercih. Son adam olarak ben ve Bilgin'in aldığı Jedinak tercihine karşılık Taner Sezgin, Korhan Öztürk'ü tercih etmiş. İlginç bir tercih bence. Zira Jedinak, Tita geldikten sonra geride oynamaya başlamış olsa da yine de istatistiksel olarak verimli bir ortasaha oyuncusu : 5 gol, 2 asisti var ve her maç istisnasız 90 dakika oynuyor.

"Geçen haftaki Fenerbahçe-Antalya ve bir önceki haftaki Antalya-Trabzon maçlarını canlı izledim ben. Korhan son maçlarda çok gole yönelik oynuyor, hep gol pozisyonlarının içinde. Bu son 2 hafta bir şey yapamadı ama bu hafta kesin gol ya da asist yapacak bence ..."

Taner Korhan'ı alma sebebini böyle açıkladı o gece. Korhan'ın istatistiklerine bakınca bu sezon şimdiye kadar 1 gol, 0 asist ile oynamış olduğunu görüyoruz. Son 6 maçtır sürekli 60 dakikanın üzerinde oynamış. (90', 90', 78', 90', 71', 74') Yani hem Jedinak hem Korhan ilk 11 çıkma konusunda garanti 2 isim, birbirlerine bu konuda tercih sebebi olacak bir üstünlükleri yok. Ama gol-asist istatistiklerinde Jedinak açık ara önde. Benim tercih etme sebebim de zaten istatistiksel. Bir de geçen hafta sinemaya gittiğim için izleyemediğim Fenerbahçe-Antalyaspor maçının 5 dakikalık özet görüntülerinde gözüme ilişen serbest vuruşu var Jedinak'ın. Direği yalayan o serbest vuruş, Jedinak'ın serbest vuruşları da kullandığını hatırlattığı için onu tercih etmek için başka bir sebep daha buldum kendime.

İki hafta önce Cuma günü halısaha maçımıza denk geldiğinden ötürü izleyemediğim Antalyaspor-Trabzonspor maçının 3 dakikalık özet görüntülerinde de Korhan'ı hatırlamıyorum pek pozisyonlarda. (check ettim, gerçekten Korhan o 3 dakikada hiç gözükmüyor.) Ama maçın tamamını izlemenin farkı burada ortaya çıkıyor. Kadro seçimleri için istatistikleri takip etmek ve özet görüntüleri izlemek çok faydalı bir yöntem olsa da bazen yeterli olmuyor işte. 3 dakikalık görüntüde gözükmeyenler hakkında, mecburen bihaber kalınıyor.

Hocanın maç taktiklerine göre değişiklik gösterebilen saha içi dizilişleri ve oyuncuların oynadıkları mevkiileri bizzat görmek, oyuncunun maç içinde rakip kaleye yakınlıklarını analiz etmek ve form durumlarını en sağlıklı şekilde takip edebilmek için en önemlisi maçın tamamını izlemek. Yani etiket açıp da pek çok çeşidini tanıttığımız Fantezi Futbol Taktiklerinin aslında özü, muhtevası ve en etkilisi maçı izlemektir.

Bildiğiniz gibi dünkü maçta Korhan son golün asistini yaptı, puan verilmiyor olsa da 2. golde de asistin asistini yaptı. Jedinak maçı 4 puanla kapatırken, Korhan 8 puanla kapattı. Taner'i yaptığı analizin sonuç vermesinden dolayı tebrik ediyorum. Bence sonuna kadar hakedilmiş bir asist puanı kazandı.

Kendi adıma da bir ders çıkarıyorum. Tv'den naklen verilen Antalya'nın bu 2 maçını ben de izleseydim belki ben de Taner gibi Korhan'ın Jedinak'a oranla daha ofansa yakın oynadığını ve son 2 maçtır hücumu daha çok düşündüğünü fark edebilir ve kadroma Korhan'ı koyardım.

Sonuç olarak; haftada naklen verilen 4 maçı da mutlaka izlemek gerekiyor, başarının sırrı ince ayrıntılarda gizlenebiliyor. Zaten artık takip hadisesinin hepimiz tarafından çok yoğun yaşanmasından dolayı fark çok ufak detaylarla belirleniyor. Kaçırılan bir asist puanı sezon sonunda kaçırılan üçüncülük, ikincilik hatta şampiyonluklara sebep olabilir...

28 Şubat 2010 Pazar

İlkokul 1 Öncesi ...


Şu Emre Ocakoğlu gerçekten alem bir adam yaa ... Bu oyunu neredeyse sadece istatistiklere bakarak oynuyor adam. Futbol izlemeyi sevmiyor. Sürekli ligi takip etmek adama zül geliyor. Aslında Fantezi Futbolu seviyor mu ondan bile şüpheliyim. Her sene başında sezon başlarken offf sezon başlıyor yine kadro kurmalarla uğraşıp duracağız diye veryansın ediyor. Ama her sene de katılmadan duramıyor BFFK'ya.

Aslan burcunun baskın özelliğinin aksine Ben bu oyunu bilmiyorum abi deme tevazusunu gösteriyor. Maçları hatta özetleri dahi izlemediği için kadro kurma sürecinde oyuncuların maçtaki form durumlarını hiç ama hiç umursamıyor. İstatistiklerini çok iyi bilip de saha içinde görse tanıyamayacağı tonla adam vardır. Örneğin Kamanan'ın zenci olduğunu öğrenmesi için yarım sezon geçmesi gerekti. Ama en azından Tavla, Briç, Guguç gibi oyunlarda da istatistiklere ve bilimselliğe çok önem verdiği için aslında kendi içinde bir tutarlılığı var ... (yakışıklı değil ama sempatik)

Emre'nin oyuncu seçimindeki en önemli kriterini açıklıyorum şimdi : Geçen hafta gol-asist yapıp yapmamış olma !!! Çokça duymuşumdur ondan Geçen hafta oynamış bu adam Paşa ben bunu alıcam, Geçen hafta asist yapmış diye aldım ben bunu, Aaaa bak geçen hafta gol atmış bu, geçen hafta 60'dan az oynamış, geçen hafta, geçen hafta, geçen hafta ... Hobilerim müzik dinlemek, DVD'den film izlemek. En sevdiğim film : I Know What You Did Last Week

Kadrolarını alın inceleyin, bir önceki haftanın kaçan balık listesini lamba gibi görürsünüz orada :) İlkokul 1 :)

Bu yazının ilham kaynağını anlatayım şimdi : Ozan İpek geçen hafta 16 puan almış. Vaktinde oturtmuş olan kadrosuna, ekmeğini yemiş o hafta. Bizim gibilere ise İlkokul 1'lik yapıp kadroya bu hafta almak kalmış. Hadi biz yaptık tamam da, Ozan İpek'i kaptan yapmak nedir yav ???

Emre ne diyeyim, Sen Anaokulusun, Kreşsin, Okul Öncesisin hatta Oyun Grubusun ...

PS :
Bir de gelmiş beni 18 kere arıyor maçtan sonra Paşa, ilk golde asist var mı , ikincinin asisti Ozan mı ? diye zorluyor :)

12 Şubat 2010 Cuma

İlkokul 1 Alican, Fantezi Futbol Oynuyor


Hayri Hiçler : İBB-Ankaragücü maçı nolur Sayın Erker?
Talay Erker : Efenim, Şimdi Fransız Üstatını ben çok eskiden Monaco Kraliyet Sarayı'ındaki bir davetten tanıyorum. Çok prensipleri olan bir adamdır. Asla disiplinden taviz vermez. Ankaragücü'nde de çok disiplinli bir takım yaratmış. Bakınız Ankaragücü başında çıktığı 4 maç da 0-0 bitmiş. Ben yine bu maça banko 0-0 diyorum. Ama gününde bir Ankaragücü 0-0' ı bozabilir. Büyükşehir Belediye, Büyükşehir Belediye gibi oynarsa da galibiyete yakın taraf olabilir.
Hayri Hiçler : Peki. Şimdi dilerseniz diğer maçımıza geçelim ...
Talay Erker : Hay hay Sayın Hiçler.


Çok Çok Önemli İstatistikler
24.01.2010 Lig Ankaragücü Diyarbakırspor : 0 - 0
27.01.2010 Kupa Ankaragücü Galatasaray : 0 - 0
31.01.2010 Lig Manisaspor Ankaragücü : 0 - 0
07.02.2010 Lig Ankaragücü Bursaspor : 0 - 0

Ankaragücü maçı 0-0 biteceğine göre benim İBB veya Ankaragücü'nden bol bol defans almam lazım. 4 Ankaragücü alsam, 3 tane de İBB alırım. Hasagiç'i alayım, penaltı kurtarır belki. Hem Ekrem Ekşioğlu 2 haftadır asist yapıyor. Kesin bu hafta da yapacak. Aynı zamanda maçta gol olmayacağına göre bu iki takımdan, başka ortasaha ya da forvet almama gerek yok. Aslında gol yemeyen ortasaha seçersem 5 puan da alabilirim. Neyse buna gerek yok, benim diğer ortasahalar zaten yüzde yüz 5 puandan fazla alırlar.

Uzaygücü
As Kadro : Serkan Kırıntılı - Ariel Broggi - Cihan Haspolatlı - Süme El Yasa
Yedek Kadro : Hasagiç - Ekrem Ekşioğlu - Vinicius
Toplam Puan :

25 Aralık 2009 Cuma

Her Şey 1 Puan için


Neredeyse her hafta kadrolarımda bir son dakika kararsızlığı, daha çok bir ikilem şeklinde zuhur ediyor. Geçen haftaki kararsızlığım Olcan ve Arda arasındaydı. Diğer haftaların tersine bu seferki, kadroya alıp almamaktan ziyade hangisini asa hangisini yedeğe koyacağım hususundaydı. Sonunda bir mantık yürüterek bir karar verdim :

1. Arda gol ve asist bakımından Olcay'dan daha üretken bir oyuncu. Bu zaten su götürmez bir gerçek.
Arda : 4 gol - 8 asist
Olcan : 2 gol - 1 asist
2. Gaziantep ligin en zayıf takımı olan Denizli'ye büyük ihtimalle fark atacak.
3. Galatasaray'ın ligin dişli takımlarından Gençlerbirliği karşısında zorlanması çok muhtemel.
4. İki oyuncu da gol-asist üretememesi durumunda Olcan'ın (+2) gol yememe puanı kazanma ihtimali, Arda'nınkinden daha fazla. Zira Gaziantep'in gol yeme olasılığı, Galatasaray'ın gol yeme olasılığından daha az.

Bu kriterler çerçevesinde ve Gaziantep'in atacağı 6 golün de hayalini kurarak Olcan'ı as kadroma Arda'yı da yedeğe koydum. Ama bir taraftan da 15 milyonluk bir adamı yedeğe koymuş olmanın psikolojisi sıkıştırıp duruyor. Kendimce mantıklı sebeplerim olsa da kararımdan emin olamıyorum sırf bu psikolojik etkenden ötürü. 15 milyonu yedeğe heba etmiş olmanın dayanılmaz ağırlığı ...

Kasımpaşa maçına giderken Gökhan Tavukçu'ya tercihimi ve sebeplerimi anlattığımda anlamsız buldu. Ona göre gol yememe puanını düşünmek çok saçmaymış. "15 yıllık esnafım, hayatımda bir kere bile gol yememe puanını düşünmedim ben" dedi. Tunç gelince o da Gökhan'a katıldı : Yok Ardasızlık insan bünyesine dokunurmuş, Yok ismim en kötü tercihler listesinde okunurmuş, Yok 15 milyonluk adam yedeğe mi konurmuş, Yok insanın hayatında en önemli şey onurmuş, Yok Arda'nın golleri şifaymış nurmuş, Yok Olcan'ın futbol namına aklındaki tek şey urmuş vs. vs. Dünyanın iki en geyiği bir araya geldi mi ne konuşabilir ki başka ?

Neyse biz geyiği bir kenara bırakalım. Maçlar oynandı bitti. Gaziantep maçını radyodan, Galatasaray maçını tv'den takip ettik. Gördük ki Gaziantep fark falan atamadı. Gaziantep'in ilk golünde Beto, Olcan'ın çektiği ve kaleciden dönen şutu tamamlayarak golü buldu. Premier Lig'de olmadığımız için haliyle pozisyon asist puanı kazanamadı. (If a goalkeeper does not have control of the ball and parries a shot or drops a cross or the ball rebounds off the woodwork, the attacking player shooting or crossing the ball receives the assist if a goal directly ensues.)

2.golde ise Cesar Souza'ya asist yapan Ahmet Arı'ya (Haftanın güzel tercihlerinden biriydi bu arada Ahmet Arı. 1,5 milyonluk fiyatı yüzünden yüzüne bakılmayan bu adam Gaziantep'in her atağında pozisyonu geliştiren isimmiş özet görüntülerden gördüğümüz kadarıyla. Zaten 8 puanı da kaptı.) pası atan isim yine Olcan. Asistin asistine de henüz puan verilmiyor. El-hasıl Olcan maçı hiç bir puan kazandırıcı aktivite yapamadan 3 puan ile kapattı. Keza Arda da sayılmayan golü haricinde aynı Olcan gibi hiç bir şeysiz maçı bitirdi.

Yani 4 numaralı öngörü gerçekleşti. Allah'tan ben iki oyuncunun da bir şey yapamaması durumunu önceden göz önünde bulundurmuş ve bu yönde gol yememe puanından maksimum verim alma düşüncesiyle as-yedek tercihimi yapmıştım. Ama küçük bir terslik oldu. Benim öngörümün aksine golü yiyen takım Gaziantep, yemeyen takım ise Galatasaray oldu. (Olcan 57 dakika oynadı ve gol yemedi ama 60 dakikadan fazla oynamış olsaydı da Gaziantep gol yediği için yine 3 puan alacaktı. Tabii kalan 33 dakikada gol-asist üretemeyeceği varsayımı ile.) Böylece Olcan yerine Arda'yı yedeğe koymuş olmamdan dolayı, gol yememeden gelen puanın yarısını eksik almış oldum. ((5-3)/2=1)

Sonuç olarak bir as-yedek tercihiyle 1 puan zarara girdim. 1 puan deyip geçmeyin bu sene sonunda 0 1 puanla sıralama belirlenebilir. Gördüğünüz gibi genel sıralama puanları oldukça birbirine yakın. Baksanıza bizden ilk 100'de 11 kişi var ve 2. yarıyla beraber bence bu rakam çok rahat 15'e çıkacak. BFFK dışından rakiplerimiz arasından mutlaka soluğu yetmeyenler çıkacaktır. 34 hafta takip etmek kolay değil sonuçta bu işi.

Bu yazıdan çıkaracağımız sonuçlar :

1. 1 Puanın bile önemi büyükmüş. O 1 puanı bile elde etmek için elinizden geleni ardınıza koymayın. Hesap-kitap-düğün-dernek elinizden ne geliyorsa yapın.
2. 15 milyonluk adam yedeğe konur mu lan !!! Evet, konmazmış ...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Ahmakukula


Ligin ilk yarısının son haftası. Lider Kayseri deplasmanların zayıf takımı Antalya ile oynuyor. Saat 18.55. Mayıncı kuruluşun ne zaman sistemi kapatacağı belli değil. Hala kaptan arıyorum takıma. Mantığın çok ötesinde bir duygusallıkla Alex, hiç içimden gelmeyen ama puan potansiyeli apaçık ortada olan Kewell ve son haftaların dublecisi gol kralı Makukula kaptan adaylarım. Makukula'dan haftalardır epey puan almışım, ama hislerim bu hafta ondan uzak dur diyor. Takıma koymasam yeri ... Öyleydi, böyleydi derken kaptan yine Makukula oluyor.

Maç başlıyor. Bilgin'in elini kalbine koyarak ettiği dualar kabul oluyor :)) Kayseri hemen yiyor golü. 3 Kayseriliden umudum kesiliyor. Geriye takımımdaki son Kayserili Makukula kalıyor. Üstelik de kaptan. Ve Makukula şov başlıyor:

1) Önce sarı kart yiyor.
2) Birçok gol fırsatını kaçırıyor sonra kendi kalesine gol atıyor.
3) Hakeme itirazdan kendini attırmaya çalışıyor olmuyor.
4) Rakibine tokat atıyor ama hakem ısrarlı bu çocuk bu hafta eksi puana düşmeyecek diyor dublelerinin hatırına.

Velhasıl bizim Ahmakukula sıfır çekiyor. Ben de kaptandan sıfır çekiyorum. Eksiye düşmemi Yunus Yıldırım engelliyor. Şimdi diyeceksiniz dubleci Makukula bu başlığı hakediyormu diye. İlk yarıdaki performansıyla elbette haketmiyor ama her maç hırçınlığı, kırmızı karta yakınlığı ve sorumsuz tavırlarıyla bu başlık tam oturuyor.

6 Aralık 2009 Pazar

Cin Cam Cem Can Zan Kan Van


Kısaca bu haftakı Cem Can tercıhımı dıle getırmek ıstıyorum. Zıra Mr.Can asıst yaptığı 12.haftadakı Bursa maçından sonrakı haftada IBB maçında golünü atmış. Kendısını tam haftasında tercıh eden Seha Yeşıldere'ye puanları kazandırmış. Ekmeğını yıyen yemış. Bana ne oluyor artık ???

Cem Can ‘ın 1.Lıg karıyerı ve ıstatıstıklerı aşağıdakı şekılde :

2008/2009 (Ankaragücü) : 30 maç, 0 gol
2007/2008 (Ankaragücü) : 33 maç, 1 gol
2006/2007 (Sıvasspor) : 27 maç, 1 gol
2005/2006 (Malatyaspor) : 15 maç, 0 gol
2004/2005 (Istanbulspor) : 33 maç, 0 gol
2003/2004 (Istanbulspor) : 28 maç, 1 gol

http://www101.mackolik.com/Futbol/Player/Default.aspx?id=1817
http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=30&kisiID=534935

Istatıstıklere göre Cem Can bu sene 7. sezonunu geçırdığı 1.Lıg karıyerı boyunca hıç 1'den fazla gol sevıncı yaşayamamış. Bu sene de golunü attığına göre ıstatıstık bılımıne güvenıyorsak sezonu kapamış demektır.

Geçen senelerde gol yemeyen ortasaha olsun dıye Cem Can'ı yedeklere aldığım zamanları çok hatırlıyorum. Ama hıç kendısınden gol beklememıştım açıkcası - zıra öyle bır fıtratı yok :) - Asıst yaptığını da pek hatırlamıyorum. Tek tük yapmıştır belkı. Bu sene yaptığı asıst ıse kullandığı kornerden gelme. Harbuzı’nın takıma dönmesıyle korner kullanmayı da bırakacağına göre asıst yonu de kapanıyor.

FF Taktığı olarak "Isme Göre Adam Alma" dıye bır kavramdan bahsedersek Cem Can ‘ı almak duygusal bır mantığa (mantıksızlığa) oturabılır. Hem bızı çocukluk yıllarımıza götüren hem de tekerleme gıbı güzel bır ısmı var gerçekten arkadaşımızın. Ama bu mantıkla adam almak Gökhan Tavukçu'ya yakışır.

Eee o zaman hangı akla sığınarak aldım ben bu adamı ??? Ne beklıyorum ondan bu hafta ? Bellı kı ıstatıksel olarak 2. golü kaydedemeyecek, değıl bu hafta, tüm sezon boyunca.

Aaaa, şımdı hatırladım Amerıkalıların meşhur bır sözü vardı değıl mı ıstatıstık bılımı ıle ılgılı ? :

"Statıstıcs are bullshıt"

22 Kasım 2009 Pazar

Babalar ve Oğullar


Dün güncellemenin kapanmasına az bir süre kalmış. Sporx'te bir haber dikkatimi çekiyor :

Baba Yılmaz, oğul Yılmaz'a karşı
Süper Lig'de bu hafta Ankaragücü ile Eskişehirspor'u karşı karşıya getirecek maç aynı zamanda bir baba-oğul mücadelesine de sahne olacak. Ankaragücü yardımcı anrenörlüğüne getirilen Fikret Yılmaz, Eskişehirspor forması giyen oğlu Burak Yılmaz'a karşı galibiyet arayacak.

Eskişehirspor-Ankaragücü maçında sarı lacivertli takımla sahaya çıkacak olan Fikret Yılmaz, kendisi için Eskişehirspor karşılaşmasının ayrı bir önem taşıdığını belirterek, "Eskişehirspor foması giyen oğlum Burak'la gurur duyuyorum. Onun iyi bir futbolcu olması için elimden geleni yaptım. İyi de futbolcu oldu. Ancak şimdi rakip olduk" diye konuştu.

Oğlu Burak Yılmaz'a karşı çıktığı hiçbir maçı kazanamadığını belirten Yılmaz, "İkimiz de kazanmak için mücadele edeceğiz" dedi. Fikret Yılmaz, Gençlerbirliği ve Kayseri Erciyesspor'da yardımcı antrenörken oğlu Burak Yılmaz ile 3 kez karşı karşıya geldiklerini belirterek, "Bu kez ben kazanacağım. Takımın havası iyi. Bu maçı kazanıp, 3 maçın intikamını alacağım" ifadesini kullandı.

Hafta başından beri kaptanım Burak Yılmaz'dı. Evet evet, beni Beşiktaş'teyken en çok çıldırtan oyuncu. Kaç defa Dünyanın en eksik oyuncusu ilan ettiğim Burak. Geçen hafta kendimle, tüm futbol doğrularımla, hatta halısaha kariyerimle bile çelişerek Burak'ı kaptan yapmıştım. Fena da puan getirmemişti hani. Geçen haftanın hürmetine ve 3 dakikalık görüntülerden izlediğimiz kaçırdığı 50 tane golün hatırına yine bu hafta Burak Yılmaz'ı kaptan olarak düşünüyordum.Taa ki bu haberi okuyana kadar.

Burak Ankaragücü'ne karşı gol ya da asist bulsa bile en azından "goller" ya da "asistler" bulmaz herhalde babasına hürmeten. Tek farklı bir galibiyetin üzerine fazla kendini kasmaz diye tahmin ediyorum. İnsan zaten babasını kolayca yenebilir mi ? Piştide, Langırtta babamı yenmişliğim var ama fark da atmam herhalde babama. Yakışmaz bize. Tavlada babasını 5-0 yenen var mıdır acaba çok ? (Bu arada aklıma geldi Babasıyla Fantezi Futbol kapışan varmıdır hiç acaba?)

Yunan Tragedyaları
ve Oidipus Sendromu bizim kültürümüzde bulunmaz pek, aksine bizim kültürümüzde babanın yanında saygıdan ötürü ayak ayak üstüne atamama yanında sigara içememe durumu söz konusudur. Ben de Burak Yılmaz'ı gelenek göreneklerine bağlı bir yurdum evladı olarak gördüğüm için kaptanım Kewell !!!

İlgilenenler için Futbolda Baba-Oğul İlişkileri için bir kaç kaynak :
Aceto Balsamico : Babalar ve Oğullar
Aceto Balsamico : Baba ve Oğulu Seyretmek
Ters Kademe : Babalar ve Oğullar
Victoria Concordia Crescit : Babalar ve Oğullar
Lambuja : Babalar ve Oğullar

21 Kasım 2009 Cumartesi

El Yasa boğdun beni ...


Geçen hafta yazacaktım ama unutmuşum, yaşlılık işte. El Yasa Ankaragücü - Kasımpaşa maçında oynamayınca çok tilt olmuştum. Bir Tercihin Anatomisi'nde yazacağım bunu dedim. Ancak haftanın sonunda aklıma geldi.

Geçen haftaki defans 4lümü oluştururken Ivankov ve 2 Eskişehirli defans almaya kesin kanaat getirdikten sonra geriye kalan 1 defansımı Ankaragücü’nden seçmeye karar verdim. Oynama sürelerine ve sürekliliklerine bakınca elimde 3 rasyonel tercih söz konusuydu : Broggi, El Yasa ve Ediz. Bunlardan bir tanesini seçebilmek için öncelikle oynama sürelerini karşılaştırdım.

12. haftaya kadar El Yasa, sarı kart cezalısı olduğu 7. hafta hariç, 8 hafta boyunca ilk 11 çıkmış ve sahada hep 90 dakika kalmıştı. (Ankaragücü 10.haftada bay geçti) Sadece son hafta 63.dakikada oyundan çıkmıştı. (Beşiktaş maçında skor olarak 1-0 geride olduklarından Hikmet Karaman El Yasa'yı oyundan çıkarıp bir forvet olan Emre Aygün'ü oyuna almıştı.) Ediz de oldukça istikrarlı; sarı kart cezalısı olduğu 9. hafta ve 10. bay haftası hariç sadece 3. hafta oynamamış diğer 8 maçta ilk 11 sahaya çıkmış ve o da hep 90 dakika sahada kalmış. Yeni tranfer Arjantinli defans oyuncusu Broggi de de durum farklı değil. Ankaragücü'ne katıldığı 5. haftadan itibaren sürekli 90 dakika oynamış. Dolayısıyla 3 'ünün de istikrar olarak birbirlerinden farkı yok. Üçü de takımın banko oyuncuları diyebiliriz. Sporx, Ligtv, Mackolik, Spor3 'e göre üçünün de sakatlığı yok. Keza Ankaragücü Resmi Sitesinin antreman günlüklerine baktığımda yine üçünün de herhangi bir sakatlık durumlarının olmadığını görüyoruz. Kart cezalısı olmadıklarını da zaten biliyoruz.

Dolayısıyla bu üçünün arasından seçeceğim oyuncuyu gol atma ya da asist yapma ihtimallerine göre belirleyeceğim demektir. Bu sezonki asist-gol istatistikleri de birbirlerine oldukça yakın.

El Yasa : 0 gol, 1 asist
Ediz : 0 gol, 0 asist
Broggi : 0 gol, 1 asist

Hiçbirinin golü yok. El Yasa'yı ve Ediz'i geçen seneden az çok biliyorum. İkisi de - ama özellikle El Yasa - korner ve duran toplarda gol aramak için rakip cezasahasına giden oyuncular. Zaten El Yasa'nın 2. haftada yaptığı asist de yine bir korner sonucu Darius Vassell'in önüne kafayla indirdiği toptan. Ama bu Broggi çok dikkatimi çekmedi 90 dakika izlediğim Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında ve 3 dakikalık özet görüntülerde şimdiye kadar. Fazla ofansa katkısı olmayan bir sol bek gördüğüm kadarıyla. Yaptığı asist de bir kanat ortasından ziyade orta alandan cezasahasına gönderdiği bir şişirme top sonucu. Önceki yıllardaki istatistiklerine de bakmak istiyorum :


2003-2007 Vélez Sársfield 82 maç 1 gol
2007-2009 Banfield 47 maç 0 gol
Wikipedia
Futbolxxi

Broggi, çok gole yönelik bir oyuncu değil istatistiklerine göre. Bir de Ediz'in geçmiş yıllardaki istatistiklerine bakalım :


2008/2009
25 maç oynamış, Hepsinde ilk 11 ve 90 dakika sahada kalmış
1 gol
11 sarı kart, 1 kırmızı kart

2007/2008
13 maç oynamış, 6 maç ilk 11, 7 maç 60dk. fazla sahada kalmış
1 gol
5 sarı kart
2006/2007
20 maç oynamış 14 maç ilk 11 ve 60dk.dan fazla
0 gol
6 sarı kart


Ediz son 3 sezonda toplam 2 gol atmış. Çok parlak bir rakam değil. El Yasa'nın istatistiklerine gelirsek :

2008/2009
30 maç oynamış, 29 maçta ilk 11 çıkmış ve 27 maçta 60dk. fazla
1 gol
6 sarı kart, 1 kırmızı kart

2007/2008
27 maç oynamış, 26 maçta ilk 11 çıkmış ve 26 maç 60 dk. fazla
3 gol
8 sarı kart, 1 kırmızı kart

2006/2007
25 maç oynamış, 22 maçta ilk 11 çıkmış ve 21 maç 60dk. fazla
2 gol
3 sarı kart, 0 kırmızı kart


Sarı ve kırmızı kartlar konusunda Ediz ve El Yasa arasında tercih sebebi olacak kadar bariz bir fark yok. El Yasa 'nın maç başına sarı kart sayısının (0,27 - 82 maç 17 sarı kart) Ediz'den biraz daha az (0,38 - 58 maç 22 sarı kart) olduğunu görüyorum. Asist istatistiklerine hiç bir yerden ulaşmak zaten mümkün olmadığı için bu konuda fikir sahibi olamıyorum. (Lig Tv'nin önceki senelerin FF istatistiklerini silmeden arşivlemesi bence FF Dünyası için bir "must" artık.) Gol konusunda El Yasa son 3 sezonda attığı 6 golle diğer iki defans oyuncusunun önünde. Dolayısıyla diğer kriterlerin eşitliğinde gol atma ihtimalinin fazlalığı nedeniyle en rasyonel tercih El Yasa olarak duruyor. Ve ben de tercihimi ondan yana kullanıyorum. El Yasa'nın oynamadığı haberini ise maçı radyodan dinleyen T2'denTüyap Kitap Fuarında İletişim Yayınları'nın standının önünde alıyorum. Bir anda ruh halim Şeker Portakalı - Çocuk Kalbi'nden, Suç ve Ceza - Sefiller'e dönüveriyor. Hikmet Karaman'ın kulaklarını iyi bir çınlatıyorum. Seni Fatih Terim bozması seni !!!

Bir FFci için en çok hayal kırıklığı yaratan hadise kadrosundaki bir oyuncunun o hafta oynamamasıdır. Seçtiğiniz oyuncu, örneğin bir defans oyuncusu diyelim, takımının 3 gol yediği bir maçta belki oynasa sarı kart da görüp maçı -1 puanla kapatacaktı. Fakat o defans oyuncusu kimbilir belki oynasa öyle yerinde müdaheler yapacaktı ki takımı onun sayesinde belki 0 3 golü savuşturacaktı. Ya da golleri yine yeseler de o seçtiğiniz defans oyuncusu Egemen'in yaptığı gibi kırk yılda bir olacak bir hat-tricke imza atacaktı. Ne bileyim asist yapacaktı belki. Bu ihtimaller her daim muhtemel olduğu için kadronuzdaki oyuncunun oynaması eksi puanlara daha yakın bile olsa her zaman tercih sebebidir. Eksi puan da alacak olsa oynasın ben gün yüzüyle bir göreyim onu. Kendi kaderimi kendim yaşayayım bari de ikna olayım eksi alacağına.

İnsan her zaman kaderi merak içindedir. Kaderi çözmek bundan dolayı pek çok romana, filme de konu olmuştur. Hatta ümmetleri tarafından Peygamberlere en çok sual edilen konuların başındadır kader. Bir futbol maçı sırasında da neredeyse sonsuz varyasyonlar neticesinde farklı kader yolları, farklı senaryolar hayata geçiyor. Tıngır mıngır taca çıkan bir topun son anda kurtarılması bir atak başlangıcı olarak golle sonuçlanabiliyor. Olasılıksız'daki gibi milyonlarca farklı kader yolları içerisinde senin defans oyuncunun 13 puan aldığı bir kader mutlaka var. Dolayısıyla oyuncunun oynamadığı bir maçtan sonra acaba oynasa kaç puan alacaktı soruları hep zihinleri kemiriyor. Ankaragücü 2 gol yedi, El Yasa oynasa 1 puan alacaktı değil mi ? Ama ben onu gol atsın diye almıştım. Ne belli 1 gol atmayacağı? El Hasıl, gitti 7 puanım gitttttiiiiiiii ...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Büyük Totem



Başlıktanda anlayacağınız üzere büyük totem yakaladım.Ama saklamayacak bunu sizlerle de paylaşacağım.Önce isterseniz bundan tam 5 gün önceye gidelim.Risk başlıklı yazımda son 10 senenin gaziantep-fener maç istatistiklerini verdikten sonra, bakın neler demişim ;

''Tablo vahim.Fener tam anlamıyla son yıllarda antep deplasmanını hallaç pamuğu gibi atmış.Ama halada bu bohemi yaşıyorum.Sanki bu sefer Antep çoşacak gibi geliyor.Son ana kadarda karar veremeyecek gibiyim.Ancak dikkatinizi bir noktaya çekmek istiyorum.Bundan tam 10 sene öncesi 99-00 sezonu soguk bir subat gününde antep 5 tane golu leblebi gibi sıralayıvermiş.Sizce bu tesadüf mü?Yokyok bence deil...Kanım ısındı bu antep'e... ''

Sonrasını biliyorsunuz cezar souzayı(Aslanım benim)forvetime koymakla kalmayıp üstüne birde kaptan yaptım.Sonrasını hepimiz lig tv ekranlarında izledik.Şimdi eee kardeşim nolmuş yani dediğinizi duyar gibi oluyorum.Bende onu diyorum ''nolmuş''.Aşağıya fenerbahce-galatasaray son 10 senenin maç sonuçlarını yazınca anlayacaksınız.

2008-2009 sezonu Fener-Galatasaray : 4-1
2007-2008 sezonu Fener-Galatasaray : 2-0
2006-2007 sezonu Fener-Galatasaray : 2-1
2005-2006 sezonu Fener-Galatasaray : 4-0
2004-2005 sezonu Fener-Galatasaray : 1-0
2003-2004 sezonu Fener-Galatasaray : 2-1
2002-2003 sezonu Fener-Galatasaray : 6-0
2001-2002 sezonu Fener-Galatasaray : 1-0
2000-2001 sezonu Fener-Galatasaray : 2-1
1999-2000 sezonu Fener-Galatasaray : 1-2

Bu seferde tablo vahim.Ama farklı olan tek şey galatasaray fener deplasmanını hallaç pamuğu gibi atamamış,tam tersine atılmış.Ancak yine bundan tam 10 sene önce yani 99-00 sezonunda galatasaray 2-1 galip gelmeyi başarmış.Bu tesadüf olabilir mi?yok yok bence deil.Kanım ısındı bu galatasaraya...

Altı Sıfır


Sevgili Galatasaraylı arkadaşlarım ; hemen alınmayın , gücenmeyin . Önce bir dinleyin . Derbi haftasında eski kötü günlerden birini anacak değilim . Söyleyeceğim şey çok başka .

Biliyorsunuz Sencer Zora arkadaşımız 32 puan alarak haftanın sonuncusu olmayı başardı . 32 puanı kadro yaparak görmek de apayrı bir durum ya neyse . Meraktan kadrosuna bir göz gezdireyim istedim ne hikmetse birden yukarıdaki skoru hatırladım . Yukarıdaki skorun altındaki dakika yazan sayıyı 9. hafta kabul edin , skoru da altı tane oyuncudan sıfır çeken arkadaşımıza hediye edin . Evet yanlış duymadınız Fenerbahçeli Sencer Zora sanki 5 gün sonra oynanacak büyük derbiye nazire yaparcasına ve 6 Kasım tarihini hatırlatırcasına 6 oyuncudan 0 çekmeyi başardı .

Ivankov
Alex
Emre Aktaş
Sercan
Fatih Yiğen
Murat Önür


Bu oyuncuların ortak özelliklerinden birisi hafta sonu hiç oynamamaları yanında ayrıca sakat oldukları çok iyi bilinen oyunculardan olmaları . Yani Sencer Zora'nın tuttuğu takımdan mütevvellit ; insanın aklına bir kuşku düşmüyor değil . Hani , acaba ve sanki bilerek yaptı da , bize ve Galatasaray'a inceden bir selam mı çaktı ; olmaz olmaz demeyin olmaz olmaz . Mümkün ! 32 puanı ve 32 dişi ile bizlere gülüyordur belki de şu an uzaklarda bir yerde . Sencer yapma bunu , yapma bunu ...

Hafta sonu oynanacak derbinin ahlaklı , temiz ve fair-play içinde geçmesini dilerken maç sonundaki skordan ziyade maç içindeki futbolcuların iyi niyetlerinin önemli olduğunu belirtmek isterim (yerseniz) . Hakeden kazansın alttan gelene yol açsın ...