Recent Posts

Fantezi Futbol Literatürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantezi Futbol Literatürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Uzatmalar ve Penaltılar Hakkında Kurallar ve Uygulamaları


Uzatmalar ve penaltılar fantezı futbol puanlamalarını komplıkeleştıren ıkı olgu. Bahıs şırketlerı gıbı sadece ılk 90 dakıkayı değerlendırmeye almak mümkün. Uzatmaları puanlamaya dahıl edıp penaltıları hıç saymayan fantzı futbol oyunları da var. Ya da bızım BFFK Jr.'de yaptığımız gıbı sahadakı tüm performansların karşılığının olması gerektığı fıkrınden hareketle, uzatmalar ve penaltıların ıkısını bırden puanlamaya katmak olası.

Aşağıda bu özel durum hakkında, farklı fantezı futbol oyunlarındakı kurallar ve uygulamalarını bulacaksınız :

FIFA McDonald's Fantasy Football

Yazılı Kural :
Actions occurring in extra time count but penalty shoot-outs do not.

Uygulama :
Maç sankı 120 dakıka sürüyormuş gıbı kabul edılıyor. Tüm puanlar da bu süreye göre değerlendırılıyor. Yanı oyuncunuz 90 dakıka sonunda kalesınde gol görmeyıp uzatmalarda gol yerse clean sheet puanından mahrum oluyor. 120 dakıkalık bır clean sheet ekstradan artı bır puan kazanmıyor. (bknz. Paraguay-Japonya maçında 120 dakıkayı gol yemeden kapatan kalecı Vıllar 90 dakıkanın clean sheet puanı olan 6 puan kazandı) Uzatmalarda yenılen gol ceza olarak değerlendırmeye gırıyor.(bknz. ABD-Gana maçında uzatmalarda Gyan'ın attığı golle maçı 2-1 kaybeden ABD'nın kalecısı Tım Howard "For every 2 goals conceded by your goalkeeper or defenders : (-1) poınt " kuralı gereğı kalesınde 2.golü gördüğünden -1 puan ceza aldı.)

Aynı şekılde uzatmalarda gol atan Asamoah Gyan'ın golü puanlamaya dahıl edıldı. Keza uzatmalardakı tüm attackıng-defendıng bonuslar da puanlamaya katılıyor. Bu durumda şu sonuca varabılırız. Maçın uzatmaya gıtmesı oyuncularınızın gol yememe puanı açısından kötü zıra bu puanı alabılmelerı ıçın ekstradan bır 30 dakıka daha gol yememeye devam etmelerı gerekıyor. Fakat dığer puan kazandıran gol-asıst ve attackıng bonus-defendıng bonus açısından ıse ıyı. Zıra bu puanları kazanabılmek ıçın ekstradan bır 30 dakıka daha var önünüzde.
Yanı aslında mantığa tam zıt bır uygulama. Ortasaha-forvet oyuncularının başarılı olamayıp yeterınce gol-asıst üretememelerı sonucunda maç uzatmalara gıdıyor; ama onlara başarısız oldukları halde, puan kazanmak ıçın yenı bır şans verılıyor, tam tersıne belkı de 90 dakıka boyunca gol yemeyıp başarılı olmuş defans oyuncularına gol yıyebılmelerı ıçın yenı bır rısk yaratılıyor.

Kuralda yazılı olduğu üzere penaltılar puanlamaya dahıl edılmıyor. (bknz. dünkü Paraguay-Japonya maçında atılan ve kaçırılan penaltılar oyuncuların puanlarına eklenmedı.) Bana göre bır hatalı kural daha. Bır oyuncu penaltı kaçırıyor, cezasını bulmuyor. Kalecı 2-3 penaltı kurtarıyor, maçı belkı de tek başına kazandırıyor, bır ödül almıyor. Maçtakı performans karşılığını tam olarak bulmamış oluyor.

Bu kuralı, FIFA'nın penaltılara gıden maçların ıstatıstıklerını berabere olarak gırmesının paralelınde düşünmek de mümkün tabıı. FIFA penaltıları maçın sonucuna dahıl etmıyor, sadece galıbı belırlemek ıçın bır yöntem (para atışının bıraz daha adıl versıyonu) olarak değerlendırıyor.
Ama yıne de bence performansın önde gelmesı gereklı.

LIG TV Dünya Kupası Fantezı Futbol

Yazılı Kural :
belırtılmemış.

Uygulama :
Aynı Mcdonalds gıbı maç 120 dakıka kabul edılıyor. Tım Howard'dan 2 gol yeme puanı olan (-2) düştüler. A.Gyan'ın uzatmalardakı golü verıldı. 120 dakıka gol yemeyen kalecı Vıllar 90 dakıkalık gol yememe puanı olan 4 puanın harıcınde bır ekstra puan almadı. Penaltılara puan verılmedı.

NTV Dünya Kupası Fantezı Futbol

Yazılı Kural :
Uzatmalarla ılgılı bır kural belırtılmemış. Penaltılar ıse kurala dökülmüş : Berabere bitip penaltılara kalan maçlarda, kaleciler gol yedikleri için eksi puan almazlar ama gol atma, penaltı kurtarma ve penaltı kaçırma doğrultusunda; futbolcular aynı puanlama sisteminde değerlendirilirler.

Uygulama :
Aynı McFıfa gıbı uzatmalar 90 dakıkalık bır maçın parçası gıbı ele alınmış. Ganalı Asamoah Gyan'ın uzatmalarda attığı golün puanı verılmış. Gana maçında Tım Howard ıçın yenılen 2 golün karşılığı olarak -2 düşülmüş. 120 dakıka kalesınde gol görmeyen Vıllar'a ekstra bır puan verılmemış.

Penaltılar ıse bızım BFFK Jr.'da uyguladığımız sıstemın aynısı. Aklın yolu bır tabıı :) Japon oyuncu Komano'dan penaltı kaçırma puanı olan -2 puan düşülmüş. Penaltılarda gol kaydeden oyunculara mevkılerıne göre gol atma puanı verılmış. Penaltı kurtaran kalecı vakası henüz yaşamadığımız ıçın (çeyrek fınal maçlarından önce yazmıştım bu yazıyı) yazılan kuralın pratıkte uygulamasını tecrübe edemedık daha.

BFFK JR. Dünya Kupacığı

Yazılı Kural :
Unutma , Unutturma postu

Uygulama :
Maçın uzatmalara ve penaltılara gıtmesını tam anlamıyla puan şölenıne çevıren bır sıstem benımsedık bu kurallarını kendımız koyduğumuz mını FF'de. Uzatmaları da ayrı bır maç gıbı kabul edıyoruz burada ve 30 dakıka ıçerısınde vuku bulan tüm fantezı futbol aksıyonlarını, 90 dakıkalık bır maçın klasık Lıg TV puanlamasını esas alarak ödüllendırıyoruz. (Bır ara 1/3 katsayısıyla çarpalım dedık uzatmalardakı tüm puanları, aslında bu da mantıklı olabılırdı ama uygulamaya sokmadık.) Yanı uzatmaya gıden bır maçtan hem 90 dakıka ıçın hem de 30 dakıka ıçın ayrı ayrı ıkı maç puanının toplamını kazanıyorsunuz. Uzatmaya gıden ABD-Gana maçında Donovan gol attığı ve kalesınde de gol gördüğü ılk 90 dakıkadan 8 puan kazandı. Uzatmalarda ıse kalesınde gol gördüğü ıçın sadece oynama puanı olan 3 puan aldı ve toplamda 8+3=11 puan ıle maçı tamamladı. Kımsenın kadrosunda yok ama Paraguay-Japonya maçında hem normal sürede hem de uzatmalarda kalesınde gol görmeyen Paraguay kalecısı Vıllar normal süre ıçın 7 puan, uzatmalar ıçın de 7 puan ve toplam da 14 puan kazandı. (penaltıları ayrı bır safha olarak ele alıyoruz, artık maç bıtmış bu sebeple penaltılarda yenen goller clean-sheet puanlarını etkılemıyor.)

Penaltılarda ıse kalecılerden gol yeme puanı cezası kesılmemesıne karar verdık. Ama tuttuğu penaltı başına penaltı kurtarma puanı olan 5 puanı kazanacaklar. Penaltı atan oyuncular da attıkları penaltılardan mevkılerıne göre (forvet : 4, ortasaha : 5, defans : 6) gol atma puanı kazanacaklar ama penaltı kaçırma puanı olan -2 cezası da geçerlı. Yanı Paraguay maçında penaltıları başarıyla ağlarla buluşturan ortasaha oyuncusu Rıveros 5 puan, forvet Lucas Barrıos ıse 4 puan kazandılar.

Ezcümle maçın uzatmalara ve penaltılara gıtmesı oyuncularımızın yüksek puanlar alabılmesı ıçın büyük şans. Örneğın bugünku Hollanda-Brezılya maçında normal sürede farzedelım 1 gol atan Kaka, uzatmalarda da bır gol atarsa ve maç penaltılara gıttığınde de penaltı kullanıp kaçırmazsa ve son olarak man of the match de seçılırse şöyle bır astronomık puan alacak :

Kaka : (8+8+5) x 2 = 42

14 Nisan 2010 Çarşamba

Türkiye'nin Yeni Referans Fantezi Futbol Sitesi

fantezifutbolturkiye.com

Olm, şunu kısaca şöyle yazamıyorsun değil mi ??? Bir şey dürtüyor değil mi seni :) Sen benim gördüğüm Fantezi Futbolseverler içerisindeki en psikopat adamsın, açık ara ...

9 Nisan 2010 Cuma

Fantezi Futbolda Fikstürün Etkisi


Ligin son haftaları yaklaşıp şampiyonluk yarışı kızıştıkça spor haberlerinin (atıyorum) yüzde 70'i takımların fikstür karşılaştırmalarını içeriyor. Fikstür üzerine 2 fiks muhabbet vardır. İlki fikstür avantajından bahsedilen ve küme düşme potasındaki ve nispeten daha rahat konumdaki takımlarla yapılacak maçlar şeklinde kategorize edilen kolay fikstür-zor fikstür tanımlamasıdır. İkinci fiks muhabbet ise maç sahada kazanılır düsturundan hareketle Re Re Re Ra Ra Samsun Antep Antalya tezahuratını içerir.

Fantezi Futbol penceresinden özellikle düşme potasındaki takımların fikstürleri ve bu fikstür neticesinde onların hangi maça asılıp hangi maça asılmayacakları konusunda tahmin yürütmeniz ve dolayısıyla kadronuzu da bu minvalde şekillendirmeniz önem kazanır. Fakat fikstürün benim de yeni aklıma gelen bir etkisi daha var Fantezi Futbola.

Bildiğiniz gibi fikstür çekilirken her takım 1'den 18'e kadar bir rakam çeker (Dört büyüklerin maçları özellikle ilk 6 haftaya konmadığı için onlar 6'dan büyük rakamlar çekerler.) Ve bu rakam neticesinde önceden bilgisayarın hazırladığı maç tablosu otomatikman sezon fikstürünü oluşturur. 4 Büyüklerin bu seneki gibi ard arda rakamları çektiği durumlarda Fantezi Futbola dolaylı bir etki söz konusu oluyor. 2009/2010 sezonu fikstüründe tüm takımlar sırasıyla önce Trabzonspor sonra da Fenerbahçe ile karşılaşıyor. Böyle bir fikstür aslında şu demek; normalde sadece 3 dakikasını izleyip tam fikir sahibi olamayacağımız Anadolu takımlarının maçını üst üste 2 hafta 90 dakika boyunca tv'den izleme fırsatı. Oyuncuların ve takımın form durumunu ve teknik direktörün sistemini görme açısından üst üste iki 90 dakikayı izlemenin, tek bir maçı izlemeye oranla ne kadar fazla aydınlatıcı olduğundan bahsetmeye gerek yoktur sanırım.

Örneğin son 2 hafta üst üste Kayserispor-Trabzonspor ve Fenerbahçe-Kayserispor maçlarını televizyondan canlı olarak izleyen bir FFci bu haftaki Kayserispor-Sivasspor maçını çok daha doğru şekilde analiz edebilir. Kadrosunu kurarken Kayserispor'dan hangi oyuncuları alması gerektiğini çok daha isabetli şekilde belirleyebilir. Bu, 4 büyüklerden 2 takımın kura çekiminde arda arda gelen numaraları çekmesi neticesinde oluşan bir fikstürden dolayıdır. Bunu şu an aklıma geldiği için dile getirdim ama gelecek sene fikstür kura çekimi sonrasında daha detaylı dile getirmek mümkün ve gerekli olacaktır...

25 Mart 2010 Perşembe

Profesyonelleşme

Best of Soundtracks albümlerinde mutlaka yer alan bu filmin müziğini duyunca hemen hatırlayacaksınız.




Fantezi Futbola ilk başladığımız zamanlarda şampiyonluktaki rakibinden kadrona adam almak tuttuğun takıma ihanet gibi bir manaya geldiği için asla aşılmaması gereken kırmızı çizgilerden biriydi. Hatta bunu bırakın, şampiyonluk için çekişmiyor dahi olsalar bir Fenerli için kadrosuna Galatasaraylı oyuncu almak ya da bunun tam tersi vakalar, bünyelerin kesinlikle kaldıramayacağı türden hareketlerdi.

Köprünün altından çok sular aktı. Seneler geçtikçe Galatasaray'dan aldığımız defansların gol yemesine kahrolmaya (maç 1-1 bitip Galatasaray puan kaybediyor esasında), kaptanımız Alex'in 2 gol 1 asist yapmasına sevinç çığlıkları atmaya alıştık. (Fenerbahçe çok zorlu bir deplasmanı hem de averaj yaparak kayıpsız atlatıyor halbuki) Takım sevgimizi zedelemeden Fantezi Futbolu takım sevgisinden ayrı platformlarda değerlendirdiğimize ikna ettik kendimizi. (Esnaf yorumu : O ayrı, bu ayrı abi. İkisi bambaşka şeyler ...)

Şu an önümüzde bir tabu daha var. Tuttuğun takımın o hafta oynadığı rakipten futbolcu alabilmek. Kendi adıma söyleyeyim bunu ilk yarıdaki Galatasaray derbisinde ciddi ciddi düşünmüştüm. Arda'nın ilk 6 haftada puan rekoruna göz kırptığı haftalardı. Beşiktaş maçında da puan kazandırma ihtimali çok yüksekti Arda'nın ve beklendiği üzere asist yaparak haftayı kapatmıştı. Arda'nın puan kazandıracağından neredeyse emin olsam da kendi takımımla oynuyor diye alamamıştım.

Buna benzer durum bu hafta bir kez daha başıma geldi. 4 haftadır üst üste gol-asist üreten Yekta'nın bu maçta da bir şeyler yapma olasılığı çok fazlaydı. Maçın gollü geçeceğini ve bizim de gol yiyeceğimizi düşünüyordum. Üstelik kafamda maçı oynatmış ve 4-2 veya 3-2 galip geleceğimize kanaat getirmiştim. Madem Kasımpaşa'nın golü bulacağını düşünüyordum o zaman bu golün içinde payının olma ihtimali çok yüksek olan Yekta'yı, Tello ve Bobo'nun yanına koymalıydım. Bunu kardeşimle paylaştığımda tepkisi hiç de yumuşak değildi : "Ruhsuzsun işte abi ne diyim ben sana" Velhasıl Yekta'yı kadroma alamadım. "Ne yapıcam, takımım gol yiyince sevinecek miyim yani?" iç hesaplaşması neticesinde rakipten futbolcu almayı bir kez daha başaramadım. Ve Yekta beni haksız çıkarmadı ve Kasımpaşa'nın attığı 2 golün de asistini yaparak haftayı 9 puanla kapadı.

Varmak istediğim nokta şu ki; Şu an bunu bünyelerimiz kaldırmıyor belki ama bu tutkuyla devam edersek gelecek senelerde bunu görebileceğiz sanırım. Belki bu oyundaki eşik atlamanın, profesyonelleşmenin standardı da bu hamleler olacak. Devir değişiyor, Çelik değişiyor, Ee Fantezi Futbol da değişiyor...



18 Mart 2010 Perşembe

Fantezi Futbol Terminolojisi


Terimbilim (terminoloji) , genel anlamda terimler ve onların kullanımıyla ilgili bir bilim dalıdır , ki bu terimler özgül (spesifik) metinlerde geçen (basit) sözcükler veya birleşik sözcükler şeklindedir . Buradan hareketle ve fantezisel bereketle bu oyun oldu olalı en çok kullanılan cümlelere şöyle bir göz atalım . Tanıdık çıkanlar varsa hafif gülümseyelim , aklımıza gelenleri yorumlara ekleyelim ...

Daha hiç bakmadım abi
Bu hafta çok zor
Kadromu Salı gününden yaptım
Bu hafta kadrom içime sindi
Naaaleetten
Son anda çıkardım
İlk kadromda vardı
Kaptanım oydu son dakikada değiştirdim
Kim sakat kim cezalı bilmiyorum
Bu hafta çok değişik bir kaptan seçtim
Sen de kimler var ?
Fantezi Futbol insanı mutsuz ediyor
Ben soğudum abi bu oyundan
Kadronu neden yazmıyorsun totem mi yapıyorsun ?
Fantezi Futbol ne , iddaa gibi birşey mi ?
Ulan ne şanslı adamsın
Ben almadım onu oynamaz diye
Almadım ya şimdi gol atar
O takımda penaltıyı kim atıyor ?
Bu hafta ilk maç hangi gün ?
O iş yapmaz oğlum
Sonuçlar açıklandı mı ?
Güncelleme devam ediyor
Ona asist vermezler
Bu sarı kart Fair-Play'imi yedi
İlkokul 1
Hep benim adamlarım kart görüyor
Gol tamam da asist kim ?
Kararsızım , kimi alıyım ?
Kamanan zenciymiş oğlum

10 Mart 2010 Çarşamba

Eski Sevda ...

Seneler sonra ilk kez Fantezi Futbol bağlantısı olmadan 2 Türkiye Ligi maçını stadda izleyeceğim. Kim gol yemedi, kim asist yaptı, kim kart gördü derdi olmadan, tasasız, stressiz, rahat rahat futbolun keyfini yaşamaya bakacağım. Hatırlıyorum da eskiden ben bu oyunu çok severdim yaa ...

Yaşasın Fantezi Futbolsuz Futbol, Sadece Futbol, Salt Futbol !!!

18 Aralık 2009 Cuma

Fantezi Futbol Yazarları #1


Takip ettiğim kadarıyla yazılı basında Fantezi Futbol üzerine kalem oynatan hiç bir yazar yok. İnternet ortamında ise her hafta düzenli olarak yazan birkaç tane keşfettim ben. Bunlardan ilkini size tanıtacağım. Gerçi önceden de kendisini takip edenler vardır mutlaka.

Yazarımızın ismi Mert Demiray. Elinde cep telefonu Miami'de çekilmiş izlenimi veren jiks fotosuyla magazin yazarı gibi duruyor ama kendisi Fantezi Futbol yazarı. 2 senedir Sporx'in Fantezi Futbol bölümünde bir köşesi var. Cuma günleri haftanın maçlarını ve FF kadrolarına alınabilecek oyuncuları değerlendiriyor. Pazartesi ise daha çok "bakın, benim önerdiğim futbolcular puan kazandırdı, Alex kaptan yapılır demiştim ..." tarzı yazılar yazıyor. Köşesinin ismi de biraz iddialı : Uzman Gözüyle

Uzman olup olmadığı biraz su götürür ama güzel ve kolay okunan bir yazı dili var. En azından Fantezi Futbol ile alakalı bir makale okumak bile insanın hoşuna gidiyor ...
Bu haftaki yazısı : İlk Yarının Son Virajı

30 Ekim 2009 Cuma

Olasılıksız


Dün Yeşilköy Yeni Asır Cafe'de resmi olayan BFFK Buluşması gibi gerçekleşen ve ben, Tunç, Gökhan, Birol ve Mahmut'un üzerinden spontane olarak Fantezi Futbol hakkında beyin fırtınası olarak ilerleyen gecemizde de bahsetmiştim ucundan, buraya da aktarmak istedim :

Bursa maçında maç 0-0 ıken, Ibrahım Akın' ın yüzde 1 mılyon verilmeyen bır penaltısı var. Maçın kırılma anı diyorlar ya. İşte bu da tam böyle bir pozisyon. Faulu yapan da 16 puanlı Ömer Erdoğan. Penaltı verilse Ömer Erdoğan sarı kart görecek. Ibrahım Akın penaltıyı gole çevirecek Ömer Erdoğan otomatikman 1 puana düşecek. Maçın seyrı de, gidişatı da değişecek. Bursa gol için bastırmaya başlayacak ama belki kontradan bir gol daha görecek kalesinde. Golü atan yine İbrahim Akın olacak. Böylece ileriki dakikalarda bu verilmeyen penaltının isyanıyla iki sarı karttan kırmızı görüp -2 alacağı yerde 2 gol kaydedip 13 puan alacak. Bursa belki kalan dakikalarda yine golleri bulup maçı 3-2 alacak ama böyle bol kepçe puanlar yaşanmayacak. Kaleciler ve defanslar bayağı bir düşük puanlarla bitirecek maçı. Hakemin vereceği bir penaltı kararı oyunun puanlarının tamamını değiştirecek ...

Eeeee, tamam puanlar değişecek. Bu senaryo gerçekleşse ne olur, gerçekleşmese ne olur ??? Hayatımızda ne değişir ??? FF sadece bir oyun değil mi ?

Senaryomuza haftanın 100 puanlısı Tunç'un üzerinden devam edelim. Bu puanlar neticesinde Tunç 100 puanı alamayacak dolayısıyla Biraz Sessizlik postunu yazmayacak. O postu yazmak ve 100 puan resmini aramak için bilgisayar başında geçirdiği 30 dakikalık zamanı bu hafta aldığı kötü puanın ve kaç haftadır da devam eden kötü gidişinin moral bozukluğuyla dışarda bir sigara içmeye ayıracak. Tunç evine yürüyerek 5 dakika olan denizkenarına inmek için Sahil yolundan karşı karşıya geçerken, Veliefendi Hipodromunun gece koşusu için parıl parıl yanan 12.000 wattlık ışıkları, 150 km/saatle kız arkadaşının doğumgününe yetişmeye çalışan bir BMW 3.20 Coupe sahibinin gözlerini alacak ve arabanın aniden şerit değiştirmesi sonucunda çok şiddetli bir çarpma, çarpmanın etkisiyle 30 metre ileriye savrulma ve yine çarpmanın şiddetiyle 29 yıl 9 ay 23 gün 6 saat 13 dakika 45 saniye süren hayatına o anda gözlerini yumması ...

Çok mu ütopik geldi ??? Kaderin hangi olasılıklar üzerinden ilerlediğini hangimiz hesaplayabiliyoruz ki ??? Elimizde bu konu hakkında rasyonel bir veri yok ki mantık dışı bulabilelim olanları ??? Sadece bir verilmeyen penaltı kararının değişmesi bu olaylar zincirine yol açabilir pekiala.

Korsan kitapçıların bile bestsellerı haline gelmiş Adam Fawer'ın Olasılıksız adlı romanını okumayan varsa ışte tam bu tarz olayları anlatıyor bu roman. Kader üzerıne düşünmeyı seven mutlaka ama mutlaka okusun. Yakında fılmı de çekılıyor. Fılmını ızlemeden önce kesinlikle kıtabını okuyun derım ben. Aynı tadı alamazsınız sonra ...

16 Ağustos 2009 Pazar

Şans Faktörü


BFFK'da yarışan 28 kişinin tamamına sorsanız şans nedir diye belki herkes farklı bir şeyler söyler. Başarısızlıklarımızı ilk bağladığımız faktör şans olur genellikle. "Ah be şansa bak" ya da "Bu kadar da şanssızlık olmaz" gibi cümleleri oldukça fazla sarf ederiz istemediğimiz sonuçları alınca ve isyan ederiz. Bu işin üstatlarından Birol Sezgin de İsyankar isimli takımıyla ligimizde mücadele ediyor hatta.

Benim gibi hatırı sayılır zamandır futbol bahislerine ve at yarışlarının bahislerine kafa patlatmış bir adamsanız, şans konusu biraz daha karmaşık hal almaya başlar. "Tek maçtan yatmak" ya da "altılıda beşte kalmak" sözlerine ne kadar aşinasınız bilmiyorum ama genelde sonuç bunlar olunca bahanesi de her zaman şans olur birçokları için. Ancak başarısız kuponlar üzerine biraz düşündüğünüzde şans faktörünün yanında bir başka ve önemli faktörün "tercih" olduğunu anlarsınız. Hangi kriterle belirlemiş olursanız olun kuponunuzdaki maçlar ya da atlar sizin tercihiniz sonucu o kuponda yer alır. Demek ki, şans ile hatalı tercih arasındaki farkı gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin, ben bu yazıyı yazarken iddaa kuponumda alt olarak yer alan (bilmeyenler için alt, maçta toplam gol sayısının 3'ten az olacağını tahmin etmektir) Rubin Kazan - Terek maçı 21. dakikada 3-0 oldu. : ) Daha önce de belirttiğim gibi benim kadar uzun süredir bu işlerle uğraşıyorsanız artık bunu şans olarak değerlendiremezsiniz. Bu doğrudan doğruya benim yaptığım hatalı bir tercihtir. Ama şanssızlık için örnekler istiyorsanız size aşağıdaki gibi yaşanmış örnekler verebilirim:

- 5'te 5 giden altılının son ayağında tek yazdığınız at son 100 metreye 2 boy önde girmişken jokey kırbaçı düşürür ve arkadan gelen at yarışı kazanır. Böylece hatırı sayılır bir miktar parayı kazanamamış olursunuz.
- Yine sizin kuponunuzdaki at bu sefer tam aynaya girerken (ayna yarışın tam bittiği noktadır) tökezler ve burun farkıyla yarışı kaybeder.
- Alt oynadığınız Torino-Catania maçı (Torino'nun rakibinden emin değilim ama galiba Catania) 85. dakikaya kadar 0-0 gitmişken maç 2-1 biter.

Birçok televizyon kanalında ve web sitesinde iddaa yorumcuları var. Hepsi haftada 15-20 kupon yazar ve yayımlarlar. Bunlardan 1 ya da 2 tanesi tuttuğunda da "xxx xxxxx yine tutturdu." gibi başlıklar görürsünüz. Halbuki tüm mesaisini futbola harcayan ve bu işten para kazanan birisinin sadece 1-2 kupon tutturması matah bi şey değildir. Dikkat ederseniz tutturamadıkları hiçbir zaman yayımlanmaz ya da hiçbirisi "Kusura bakmayın bu kupon tutmadı." gibi bir kelamda bulunmaz. Çünkü onlar için de durum şanssızlıktan ibarettir sadece. Ama programlarına yazılan küfürlerin biri bin para. Yayımlayamazlar tabi bunları yoksa RTÜK kapatır.

Fantezi Futbol'da da seçtiğimiz oyuncuların haftalık performanslarında aynı durum söz konusudur. Tunç sağolsun şimdiden beni haftanın talihsizi seçti defans kurgum yüzünden. Evet gerçekten de kabus bir defans: Sylva-Egemen-Gökhan Zan-Hakan Balta. Ama biraz üzerinde düşününce Sylva ve Egemen konusunda durumun şanstan değil tercih hatasından kaynaklandığı kabul etmek zorundayım. Gökhan Zan ve Hakan Balta konusunda ise yapılabilecek bir şey yok. Çünkü Rijkaard tüm futbolcularını kullanmak için takımı rotasyona soktu (ki benim büyük takdirimi kazandı) ve bu oyuncular ilk onbir başlamadı. İşte bu da şanstır. Diğer taraftan, kuantum fiziğine ve farkındalığa inananların her olayın kendinden sonraki olayı etkilediği ve hiçbir olayın tesadüfi olmadığı fikrini bir kenara bırakırsak, G.Saray'ın ideal defans kurgusuyla maça başlaması durumunda da gol yediğini varsayarsak benim alacağım puan 4 iken, Hakan Balta'nın golden sonra oyuna girmesi ve maç içerisinde bulunduğu sürede takımın gol yememesi sonucunda şimdi alacağım puan bir değişiklik yapılmadıysa 5 olacak. Bu da aslında şansın biraz da süreç içerisinde değişkenlik arz ettiğini gösteriyor.

Neyse lafı biraz uzattım. Şimdi sanıyorsanız ki "her şeyi şansa bağlamayın, başarısızlıklarınızı biraz da kendi yaptığınız hatalı tercihlerde arayın" gibi bir söz ile yazımı bitireceğim, yanıldınız. Buraya kadar yazdıklarım bir girizgah oldu aslında. Gelelim bu yazıyı yazmaya karar verdikten sonra bana yazıyı değiştiren (ya da uzatan) olaya.

Ntvspor'u takip eden arkadaşlar biliyordur Ercan Taner'in sunduğu 5'te 5 isimli bir yarışma programı var. Bugün akşam üzeri yanlış anlamadıysam cuma günkü bölümün tekrarını yayımlıyorlardı. Ben de şans eseri kanalı açmıştım ve izlemeye başladım. Konsept şu, telefonla bağlanan yarışmacıya arka arkaya 5 soru soruluyor ve tamamını bilen yarışmacı playstation kazanıyor. Her soru için 10 saniyelik süre var. Ercan Taner bağlanan her yarışmacıya mesleğini ve spor ile ilgilenip ilgilenmediklerini, ilgileniyorlarsa hangi sporlar olduğunu soruyor. Her yarışmacı da anlatıyor futbol, basketbol, atletizm v.s. 6 ya da 7 yarışmacının ikinci ya da üçüncü soruda elenmesinin ardından Aksaray'dan bir yarışmacı bağlanıyor yayına. (Adını da hatırlıyorum ama yazmayacağım. Dünya küçük, belki bizden birisinin tanıdığı falandır sonra ayıp olmasın.) Ercan Taner'in sporla ilgilenip ilgilenmediği sorusuna ilgilenmiyorum cevabı veriyor. Ercan Taner de beklemediği bu cevap karşısında "o zaman şansınıza güveniyorsunuz" gibi bir cümle söylüyor. Yarışmacı gayet pişkin: "Zaten yarışmaya katılmak da şans değil mi?".

Bunun ardından ilk soru geliyor:
Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'deki Alman teknik direktörleden biri değildir?
a) Jurgen Röber b) Christoph Daum c) Hugo Bross d) Thomas Doll
Yarışmacının konuyla alakalı hiçbir fikri yok. 10 saniye dolduktan sonra süresi bittiği için hemen sallıyor "c". Şıkkın üzerinde yeşil ışık yanıyor ve doğru cevap.

2. soru:
Teniste aşağıdaki grand slamlerden hangisinde beyaz kıyafet giyme mecburiyeti vardır?
a) Roland Garros b) ABD Açık c) Wimbledon d) Avustralya Açık
Yarışmacının yine belli ki uzaktan yakından konuyla alakası yok. Hatta soruda tenis kelimesi geçmese allah bilir bunları ne zannedecek. Neyse yine 10 saniyenin sonuna kadar hiçbir cevap yok. Bu kez süre bittikten 4-5 saniye sonra yine şakıyor: "c" ve yine c'nin üzerinde yeşil ışık, doğru cevap. Yalnız bu kez Ercan Taner biraz sinirleniyor ve "Lütfen süre dolmadan ya da dolar dolmaz cevabınızı verin" diye uyarıyor yarışmacıyı. Yarışmacı tamam diyor ve geliyoruz

3. soruya:
Lance Armstrong'un 2009 yılında Fransa Bisiklet Turu'nda adına yarıştığı takım hangisidir?
Kusura bakmayın bundan sonraki soruların tüm şıkları aklımda kalmadı. Yine 10 saniyelik ekrana boş bakma ve arkasından sürenin sonunda sallama: "d" "Astana" ve bir kez daha doğru cevap. Ercan Taner'den süre konusunda bu sefer biraz daha sert bir uyarı.

4. soru:
Dart oyununda oku tahtanın tam ortasına isabet ettirirseniz kaç puan kazanırsınız?
a) 50 b) 35 c) 10 d) 60
Aynı senaryolar tekrar yaşanır ve sallamaya devam: "a" Bravo yine bildiniz. Ercan Taner bu kadar ballı bir adamla ilk defa karşılaşıyor olmanın şaşkınlığını atamamakla beraber, son soruya geçildiğini ve sorunun önemi dolayısıyla süreye çok daha dikkat edeceğini yarışmacıya belirtir.

Son soru:
Aşağıdakilerden hangisi FIFA başkanlığı yapmamıştır?
Soru muazzam kazık. Ama bu yarışmacı için ilk sorudan hiçbir farkı yok. Tahmin edin; ilk dört soruda yaşanan senaryonun aynısı. Yarışmacı bu sefer Ercan Taner'e inat süre bittikten yaklaşık 5 saniye sonra cevap verir: "c" C şıkkı "Artemio Franchi"dir ve inanılmaz gerçekleşir: Doğru cevap. Yarışmacı Playstation'u kazanır ve Ercan Taner çok ilginç bir yüz ifadesiyle reklama girer.
Buyrun karar sizin. Herkese bol şans...

Not:
Rubin Kazan 4 - Terek 0 maç bitti

Fantezi Futbolun Başlangıç Hadisesi


Fantezi Futbol denilen basit iki kelime . Lakin hakkında konuş derseniz sabaha kadar esir ederim alayınızı . Benim kişisel sevdam eskilere dayanıyor . Eskiler dediysem abartmayayım , topu topu 15 sene işte . Önceleri mahallede adımla arkadaş alırdık , taş üstünden geçen topu gol olarak geçerli sayardık . Sonraları ise babamızın eve bağlayıcı etkisi eşittir bilgisayar hadisesi !

Başlangıç ; 80'li yıllarda dünyaya gelmiş olan her romantik çocuk futbolsever gibi Championship Manager (ya da Football Manager) ile start aldı diye düşünüyorum . Oyundaki tadına doyulmaz menejerlik karizması 30 yaşına merhaba diyen bu bünyeden hala firar etmiş değil . Joost Broerse diye bir sol bek bazen aklıma geliyorsa ya da Kenedy Bakircioglu 'nun adını neden hala duyamadık sorusu zihnimi kurcalıyorsa kendi adıma güzel bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim . Sensible Soccer 'da takımına Viola'yı transfer eden her ufaklıkla , CM 'de Fiorentina ile Şampiyonlar Ligi kupasını kaldıran her arkadaşımla ya da wonder kid ile doldurulmuş short listi için harcanan saatlere aldırmayan tüm insanları yakın görürüm kendime . Stadı büyütmekti olay belki de , yenilen oyuncularının sırtını sıvazlamaktı maç sonu ya da kimbilir . Ama editör ile oynamadan ve her büyük maç öncesi save as yapmadan dürüstçe . Ebeveynlerin gelip artık okuluna git demesidir , anlamamalarıdır saatlerce sağ elde bir mause ile boş ekrana bakma güzelliğini , saat kurup oyun için kalkmaktır sabah erkenden , 920 asist 670 gol attırmaktır 2067 'de altyapıdan çıkan Raul Monzalez'e ! Dedim ya esir alırım konuştukça konuşurum fantezi futbolun doğumu ile alakalı . Elbette o zamanlar bilmiyorduk bu kavramı ve ruhunda menejerlik olgusu oluşarak büyüyen bir kuşak olarak dünyanın kirlenmesine aldırmadan bir yerlere savrulduk . Kimimiz yazar oldu , gazeteci , avukat veya doktor . Kimimiz blog sahibi , yorumcu veya yönetici oldu . Bazılarımız ise eş dost arasında anlatılan tatlı bir muhabbetle yetindi . Ama futbola aşkımız hiç değişmedi . Tribünlerde veya televizyon başında yerini alanlar , farklı renklere gönül verenler , saha içindeki oyunculara müdahele etme isteğimizi öldürmedi . 70 milyon teknik direktörün bir kısmı amatör sevdalarını bilgisayar başında yaşattı . Takım aldı , transfer oldu , kulübüne kupa kazandırdı . Ve tüm bunlarla birlikte fantezi futbol kavramı zihinlerde yerini aldı .

2005 yılıydı ilk hatırladığım . Ntv Fantezi Futbol ile tanıştım . Her hafta sanki gerçekten teknik direktörmüşüm gibi oyuncu aradım , aldım ve çıkardım . Türkiye Ligi kazan ben kepçe 40 milyonu aşmadan 11 kişi seçmeye çalıştım . Yeri geldi asistim verilmedi , golüm geçersiz sayıldı , yeri geldi asist kavramı üzerine saatlerce düşünceler gelişti . Tek başına olunca çıkmayan zevk rekabet duygusu ile pekişerek tadından yenmez hale geldi . Arkadaş arasında puan hesaplamaları , o oyuncuyu nereden buldun soruları ve her Cuma günü yaşanılan heyecanlar bir güzelliği müjdeledi . Fantezi Futbol hadisesi artık kanımıza işlemişti . Öncesi 10 küsür ama oyun adına iki senelik tecrübeyi kullanma vakti gelmişti . Tanıdık dostlarla toplandık , planladık ve bir site oluşturduk . Adına da Büyük Fantezi Futbol Kapışması dedik . Kısaca BFFK ! Herkes bir ödül vaad etti sene sonunda aramızdan başarılı olanlara verilmek üzere . Yazılar yazdık , oturup beraberce aldığımız oyuncuları ekrandan izledik ve bazen rakip takımı dahi destekledik . Lütfen kınamayın beni ama kapalıdan gol yediğimize üzülmediğim anları düşünürüm bazen . Üst sıradaki arkadaşımın kadrosundaki İbrahim Toraman'ı bildiğimden . Amaç futbolcudan kazanmaktı ve bu altyapısı CM olan büyük çocuklar için oyuncaktı . Çocuk oyuncağı ! Holosko'yu Manisa'nın dış saha maçlarında kadroya almak , Ivankov'un penaltı atmasını ummak ve Kratochvil 'in takımının gol yememesi için dualara sığınmak hafta sonlarına anlam katmaya yetmişti . Kinder süpriz yumurtanın kutusunu kullanarak yaptığımız büyük çekiliş ile ödülleri dağıttık ve sıcak top , şanslı ödül cümleleriyle hediyelerimizi başarılı olan arkadaşlarımıza verdik . İkinci senemizde tasarımı ve oynama kolaylığı sayesinde Lig Tv kalbimizi çaldı . 10 kişilik ilk ekibimize 3 kişi daha eklenmişti . Yine yeni bir site açıldı , yine yazılar yazıldı ve hep beraber toplanıp üzerine muhabbet baldan tatlıdır ispatlandı . İşinden gücünden olan , Perşembe akşamı uykusuz kalan , sakat ve cezalı listesine göz atmayan kalmadı . Olay daha profosyonel ele alınınca ve emek gerçekten değerini bulunca Türkiye 1.si bile olunabiliyormuş bunu anlamak zor olmadı . Her güzel şeyin sonu Beşiktaş'ın şampiyonluğu ile gelince mutlu sonun kelime anlamı bünyeye yapıştı . Böylece yaz geldi ve oyun güzel bitti .

2009 - 2010 sezonu geçen hafta başladı . Ohh ! Benim için ''Sensiz geçen günlerin ben .....'' tezahüratı ne kadar çok Beşiktaş hasreti ile alakalıysa bir parça da fantezi futbol ile ilgilidir . Hafta sonları kadromdaki oyuncularımı takip etmek , aldığım kaptanımın attığı gol veya rakibim oyuncusunun gol yemesinin ötesi yok . Kan fıkır fıkır , heyecan üst seviyede . Ha unutmadan söyleyeyim , gitgide profosyenelleştik . 3. senemizde 15 kişi daha ekledik portföye . Artık dolu dolu 28 kişiyiz . Lig Tv son güne bırakmasa yeni sezon güncellemesini otuzu rahatça aşacaktık . Yine yeni bir site açmak farz oldu ve hediyeler bu defa bayağı çoğaldı . Her hafta yazılan yazı , yapılan analiz ve girilen sonuçlarla birlikte artan sorumluluğumuz düşündürmüyor , aksine hoşumuza bile gidiyor . Ülkede fantezi futbol konusunda referans alınacak kadar arşiv konumuz , yazımız ve analizlerimiz mevcut . Tüm oyun ile ilgili siteler ile temas halindeyiz . Madem yetenekliyiz ödül veren 4 sitede daha kadromuzu oluşturmaktayız . Böylece övünmek gibi olacaksa olsun konuya oldukça hakimiz . Hatta planlar dahilinde referans bir site kurup tüm düşündüklerimizi gerçekleştirmek var. Ancak zamanla alakalı sıkıntılar sözkonusu . Kimbilir belki de bir güzellik yapan arkadaşımız çıkar aramızdan . Ölümlü dünya ; heves baki kaldıkça dibini görmeyenin kaptanı kırmızı kart görsün !

Fantezi Futbol böyle bir şey işte benim nazarımda . Anlattıkça anlatası geliyor insanın . Başınızı ağrıtmadan kaçıyorum diyorum ama konuyla ilgisi olanın es geçmeyeceğini de tahmin ediyorum . Kaçtığım yer , ikinci adresim Lig Tv Fantezi Futbol sayfası . Bakınıyorum gözden kaçırdığım futbolcu mevcut mudur yoksa en verimli kadromu kurmuşmuyum bu hafta ! Bakalım ... Tüm futbol seven dostlara , CM 'den yolu geçen arkadaşlara ve fantezi futbol sevdalılarına selamlarımla ...

Alıntı : Ters Manyel

14 Ağustos 2009 Cuma

Ön Libero



Günümüz futbolunun vazgeçilmez oyuncusudur ön libero. Hatta birçok teknik adam, kaleciyle birlikte ön liberosunu (bazen iki tane) yerleştirilip kalan dizilimi daha sonra belirler. Orta saha ve defansın bağlantı kanalıdır. Takımını hücuma çıkaran, rakip atakları ilk karşılayandır. Genellikle maç sonu istatistiklerinde en çok mesafe kateden oyuncu olarak ön plana çıkar. Takımın askeri, büyük galibiyetlerin gizli kahramanıdır. O kadar önemli bir adamdır ki Türk vatandaşı bir tane bulamadığımız için Marco’yu Mehmet yapıp milli formayı sırtına geçirmişizdir. Ancak işin ilginç yanı, tüm bu önemli özelliklerinin yanında Fantezi Futbol oyunun en işe yaramaz oyuncusudur aynı zamanda.

Kaleci ve defans oyuncularının seçimi yapılırken öncelikle haftanın gol yemeyecek takımı tahmin edilmeye çalışılır. Bu belirlendikten sonra takımda kornerden kafa golü atabilecek stoperler ya da hücuma çıkıp asist yapabilecek bekler seçilir. Zaten takımı gol yemediği durumda +4 puan alacak oyuncunun toplam puanı asist ile 10, gol ile 13 puana çıkar. Forvet oyuncularının seçimi için çok fazla söylenebilecek bir şey yok. Haftanın golcüleri biraz mantıkla, biraz hissiyatla, biraz da taraftarlıkla tercih edilir.

Orta saha ise oyunun kilit bölümüdür. En çok puanı toplayabileceğiniz mevki burasıdır. Gol attığında +5, asist yaptığında +3 ve gol yemediğinde +2 puanın tamamını toplayabilecek oyuncular bu mevkide görev yapar. Tabata, Yusuf, Alex, Arda, Musa Aydın, Erman Kılıç, Tello, Kewell, Delgado, Volkan Şen, İbrahim Akın, Alanzinho, Ceyhun Eriş v.s. hep bu bölgenin oyuncularıdır. Kaptanlar genellikle bu bölgeden seçilir. Tabi bu durumun doğal sonucu olarak gerçekte futbol sahasında göremeyeceğiniz orta sahaları fantezi futbol takımlarında görürsünüz. İşte size örnek bir beşli orta saha; Erman Kılıç, Arda, Alex, Ceyhun Eriş, Yusuf. Aklı başında bir teknik adamın gerçekte sahaya çıkarmayacağı bu orta saha ile fantezi futbolda haftanın birincisi olabilirsiniz mesela. Bir de şu orta sahaya bakalım; İbrahim Dağaşan, Tjikuzu, Selçuk Şahin, Michael Fink, Hüseyin Çimşir. Bu da aklı başında bir fantezi futbol oyuncusunun kurmayacağı bir orta saha. İşte tam burada iki oyunun farkı ortaya çıkar ki o da takım olma ve bireysellik arasındaki farktır. Futbol sahasında koşan, basan, çalışan oyuncuya ihtiyacınız vardır. Bu oyuncular, gol ve asist istatistiklerinde yer alan oyuncuları tamamlar. Asiste asist yapar ve takıma takım olma, birlikte oynama hüviyeti kazandırır. Ancak fantezi futbolda bunların hiçbirisine ihtiyacınız yoktur. Çünkü size puan kazandıran mücadele değil istatistiklerdir. Frikik ya da penaltı atmadığı sürece ya da bütçe sıkıntısına düşmediğiniz sürece, “iyi ki bu adam oynuyor orta sahanın yükünün sırtlamış” dediğiniz oyuncuları fantezi futbol kadrosunda düşünmezsiniz. Bunlara ilave olarak ön libero, oynadığı bölge sebebiyle hücuma çıkarken top kaptırıldığında ilk müdahale eden oyuncu olduğundan ve aynı zamanda sert oyunculardan seçildiğinden, sarı ve kırmızı kart görme olasılığı defans oyuncuları ile eşit bir oyuncudur ki yine fantezi futbol için tercih edilmemesinde önemli bir kriterdir.

Bu durumu gözardı etmeyen bazı siteler geçtiğimiz sezon fantezi futbol oyunlarında puanlamaya top çalma ve top kaptırma gibi kriterleri ekleyerek atıl durumdaki bu oyuncuları etkin hale getirmeye çalışmıştır. Ne var ki bu uygulama oyunu karmaşıklaştırmış ve ilginin azalmasına sebep olmuştur. Bu sebeple bu sezon uygulamadan vazgeçilmiştir.

Gerçek şu ki futbola ilgi duyduğum için bu oyunu oynuyorum. Ancak zaman zaman oyunun futbolun gerçekliğinden uzak noktalarıyla ilgili de kafa patlatmıyor değilim. Aklıma bazı fikirler gelse de her seferinde şu gerçekle karşılaşıyorum: Basit her zaman güzeldir ve çok detay ilgiyi azaltır. Bu yüzden ön liberonun bu oyundaki makus talihi ilelebet devam edecek gibi gözüküyor.

11 Ağustos 2009 Salı

Şans Faktörü



Futboldaki şans faktörü zaman zaman tartışılan bir konudur. Mesela kaçan bir gol sonrası futbolcuya sorsanız şansızlık der, ama gubuz bir yorumcu ne şansı adam kazma futbolda şansa yer yoktur diyebilir...

Gelelim asıl mevzuya. Fantazi futbol managerliğinde şansın yeri nedir? İlk haftayı geride bırakırken tabloya bir göz atığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu oyunun duayenlerinin alt sıralara yerleştiğini görebilmekteyiz. (Bkz.tunç-engin) Ancak benim gibi oyuna yeni bismillah demiş bir manager kendisine 8.sırada yer bulabildi. Burada 2 başlık oluşuyor : ya şimdiye kadar bffk da katılım az olduğu için bu isimler ön plana çıkıp artarda şampiyonluklar kazanmış,futboldan anlayan isimler gelince de (bkz.call patriot) alt sıralara demir atmışlar yada bu oyunda şans faktörü büyük bir etken ve sürpriz managerler de birincilikler alabilir - Sürpriz managerde benim favorim emre ipal -
Haftalar ilerledikçe hangi görüşün ağır basacağını hep birlikte göreceğiz.Ancak bir gerçek varki bffk artık hiç bir zaman eski bffk olmayacak...