Recent Posts

18 Ocak 2010 Pazartesi

Engin , Koçero , Paşa ...


Tunç Bozacılar : Fantezi Futbola nasıl başladın ve BFFK sitesini oluşturmak nereden aklına geldi ?

Engin Gürses : Benim hatırladığım en eski FF seneler evvel Spor gazetesinin başlattığı idi . Sanırım Türkiye’deki ilk FF de budur . O zamanlar sezon başında bir kadro yapıp postayla onlara gönderiyordun . Bir daha da değiştiremiyordun kadronu . Sene sonunda en çok puan alan yarışmacı belirleniyordu . Ona katılmıştım ama bu dediğim 1990-91 yılları falan . Ben ortaokula yeni başlamıştım . Sonraki sene galiba Milliyet de yapmıştı FF. Bir daha da uzun süre FF olmadı benim bildiğim Türkiye’de . Varsa bile çok popüler olmadı . Seneler sonra NTV’nin açtığı ile beraber tekrar futbolun bu yan aktivitesi aktif hale gelmiş oldu .

NTV’de geyiğine kadrolar yaparken Tunç’la samimi olduğumuz dönem ve kapıştığımız bir sene vardı . Ertesi sene koçero askere gitti , o sene Seço ve Bülent Şener ile çok hararetli olmasa da kapıştığımızı hatırlıyorum . Bir sonraki senenin sonlarında ise Gökhan Tavukçu ve Mahmut Aras’a zehiri bulaştırmıştım . Sonra birden 2007 yılında yeni sezonla beraber BFFK geldi .

Burdan da bazı arkadaşlar hatırlayacaktır . Genç Bakırköylüler Derneği ile halısaha futbolu turnuvalarımız vardı . Hatta o zamanlar bu halısaha futbolu işine öyle sarmıştık ki Türkiye Futbol Federasyonu ile bile görüşmüştük konuyla alakalı . O zamanlar halısaha turnuvalarının internet sitesiyle (www.gencbak.com) uğraşmak , istatistikleri düzenlemek vb. acayip hoşuma giderdi . Bu ilginin ve de o zamanlar Türkiye’de yavaş yavaş popülerleşmeye başlayan blog akımının da etkisiyle bir blog açtım . Sonra arkadaşlarıma katılmaları için olaydan tek tek bahsettim . Zaten FF öyle bir şey ki futbolu seven adam FF ile ilgilenmeye başladıktan sonra çok kısa sürede bu işin hastası olup çıkıyor . Ödül olayı ise aklıma Tribundergi’nin o aralar futbol kültürünün geliştirilmesi adına yaptığı küçük yarışmalardan geldi . Hatta bundan ilhamla benim ilk belirlediğim ödül Barcelona ile ilgili bir kitaptı . Sonra bunun herkese hitap etmeyebileceğini düşünüp formaya çevirdim . Yarışmacıların şevklenmesi adına kendim bir ödül koyayım demiştim . Zorunluluk yoktu ama sonra herkes kendiliğinden bir ödül vermek istediğini söyledi . İlk sene siteyle ben uğraştım, Tunç da sık sık yazıyordu . Ertesi sene ise koçero bu işi sahiplendi , aldı götürdü .


Tunç Bozacılar : İlk seneden açık farkla birinci oldun , birinci olmak nasıl bir duygu ? Hem siteyi oluşturup hem siteye yazı yazıp hem de oyunu organize edip birinci olmak kendin pişir kendin ye , kendin çal kendin oyna duygusu yaratmadı mı ?

Engin Gürses : Sanki dışarıdan bir gözmüş gibi tarafsız bir uslüp kullanmaya çalıştım . Pek kendimden bahsetmemeye çalıştım . Hatta kimseye batmasını istemediğim için normalde birinci olanın hakkında yazılması gerekli haber cümlelerini bile çok kısa tutuyordum .

Tunç Bozacılar :
İkinci sene zirveyi kaptırdın . Peki ne değişti bir önceki seneye göre ? Kaliteli bir rakip kazandığın için mutlu mu oldun yoksa ikinciliğe üzüldün mü ?

Engin Gürses : Ankara Etimesgut’a gidene kadar oyunda liderdim . Sonrasında internetim olmadığı için telefonla kadro yaptırma dönemi geldi . Bu aralar biraz tırtladım . Aynı anda Tunç ve Gökhan da olağanüstü denebilecek performanslar ortaya koyunca o aralar 3.lüğe kadar geriledim . Bahanelere sığınmamak için çok konuşmadım ama bilenler bilir, benim için internetsizlik demek ölüm demek :)

3 aylık Yedek Subay Okulu bitince 100 puanlık bir fark vardı . Şahsen Erzurum’da internetime kavuşunca bu puan farkını kapatacağımı düşünüyordum . Hatta dağıtım iznindeki 3 haftada bayağı iyi kadrolar yapıp 40'lara kadar indirmiştim farkı ama sonra olmadı . Maçların heyecanıyla o aralar Tunç’un fazla şanslı olduğunu düşünüyordum ama şimdi sakin kafayla bakınca aslında Tunç olayı çok yakından takip ettiğinden dolayı pek hata yapmıyordu . Risk yönetimini iyi belirliyordu ve bu farkı çok uğraşsam da kapatmak nasip olmadı.

Bilgin faktörünü de unutmamak lazım . Bana gereksiz riskler aldırdı , Alanzinho hastası olup çıktık ailecek onun yüzünden :) 2.liğe çok üzülmedim bu durumda pek itiraf etmesem de kendime (Koçero duymasın iyi bir rakip kazanmış olmak oluyor sorunun cevabı) .

Tunç Bozacılar : Türkiye 5. liği senin için ne ifade ediyor ?

Engin Gürses : Geçen sene t2’yi geçmekti benim amacım . Türkiye 2.liği de bir şey ifade etmeyecekti . 5.likte bir şey ifade etmedi . Artistlik yaptığım sanılmasın ama hiçbir şey ifade etmiyor…

Tunç Bozacılar : Beşiktaş ve Fantezi Futbol arasındaki ayrımı yapabiliyor musun ? Kadromda en az bir Beşiktaşlı olacak der misin ?

Engin Gürses : Hayır demem . Hatta hiç böyle bir yaklaşımım olmaz . Ama bana her maç kazanacakmışız gibi gelir . Aşırı Pollyanna'yımdır hatta bu yüzden hep babamla tartışırız . Dolayısıyla Beşiktaş’ı tuttuğum için değil ama Beşiktaş’ın haftanın mutlak kazanacak takımlarından biri olacağını düşündüğüm için tuttuğum takımdan oyuncu alırım . Ama daha yeterince profesyonel değilim bu oyunda.Örneğin GS-BJK maçında Arda’nın alınması gerekliydi . Bu bir FF doğrusuydu . O aralar Galatasaray çok gol atıyordu ve Arda çok formdaydı ama elim gitmedi , alamadım . Keza TS – BJK maçında Tabata yerine Colman’ı almam gerekliydi . Colman 3 puanla kapattı o maçı ama asist- gol üretememesi büyük şanssızlıktı . Kaçan gollerde hep baş aktördü . O maç 100 kere oynansa 95’inde Colman 8 puan ve yukarısını alırdı .

Tunç Bozacılar : Siteye yazı yazmak nasıl bir duygu ?

Engin Gürses : Seneler önce Halısaha turnuvalarımız varken Gençbak.com’a halısaha futbolu üzerine yazılar yazıyordum . Bir ara tribün kültürü üzerine tribundergiye de çok yazı yazmıştım . Beyazperde.com'a sinema üzerine keza farklı farklı sitelere vidolu tavla üzerine , bilardoturk.com'a Bilardo üzerine makaleler yazmıştım . Yazmayı seviyorum , beni rahatlatıyor deeermişim :)

Hobilerim üzerine ansiklopedik araştırmalar yapmak , okumak , kitap almak benim en sevdiğim şeylerdir . Futbolu da , Tavlayı da , Bilardoyu , Satrancı da kitaplardan okuyarak öğrendim ben.

Bu arada yazdığım yazılardaki imla kuralları , noktalamalar , estetik çok önem verdiğim şeylerdir . Yazının resmi farklı olsun isterim . Yazıyla alakalı yarım saat kırkbeş dakika resim aradığım çok olmuştur . Sıfırdan internet sitesi tasarlamak , sitede yeni bir bölüm , yeni bir fikir ortaya çıkarmak beni en mutlu eden işlerden biri . Blog olayını çok seviyorum .

Tunç Bozacılar : Maç sırasında sitedeki yorum bölümünde maçı oynuyormuşcasına yaşarken ''tüh be nasıl kaçar , ah be gol olsa 5 puan kazanırdım'' yorumlarına daima devam edecek misin ?

Engin Gürses : Benim fantezi futboldan en çok keyif aldığım anlar kucağımda bilgisayarla maç izlemek . Erzurum'da askerde misafirhanede kalırken bunu çok rahat yapıyordum zira sosyalleşmek demek maç izlemek demekti Oltu gibi küçük bir Anadolu kasabasında . Ama İstanbul’da sanırım bu zevkimi çok rahat doya doya yaşayamayacağım.

Tunç Bozacılar : Bffk ve Fantezi Futbol hayatının ne kadarını kaplıyor ? Haddinden fazla önem verdiğini düşündüğün zamanlar oluyor mu ?

Engin Gürses : Evet çok oluyor . Bazen yazı yazmanın , istatistik toplamanın çok zaman aldığı oluyor . O anlarda vicdan mekanizması devreye giriyor . Hayatta bundan daha önemli yapılacak işler var diye beni sıkıştırıyor . Dengeyi yakalamaya çalışıyorum …

Tunç Bozacılar : Kadro kurma sürecini anlatır mısın bizlere . Ve yararlandığın kaynakları söyler misin ?

Engin Gürses : Herkes gibi sporx , spor3 ve bazı riskli maçlarda da sakat ve cezalılara bakma adına resmi siteler . Diğerleri herkesle aynı süreç . Artık zaten BFFK'nın büyük çoğumluğu rantabl bir şekilde yüksek verimle kadro yapıyor . Herkes bu süreci gayet başarılı şekilde birbirine yakın oranlarda yaşıyor . Bir de zaten sitedeki değerlendirmeler - istatistikler sakat - cezalı listeleri , tahmin oyunu vb. gibi olaylar neticesinde bir Ortak Akıl oluşmuş durumda . Bu tek tek BFFK’daki herkesin performansına olumlu katkıda bulunuyor . Yani toplu tekamül diye adlandırabileceğim bir süreç oluyor .

Ama kişisel olarak Salı günü değerlendirmelerine önem veririm . Radikal’de Tanıl Bora’nın yazıları , Milliyet Spor’da Ediz Sarıpınar’ın istatistikleri ve Zaman’ın Haftanın Değerlendirmelerini o hafta okumazsam FF kadromum bir yanının eksik kalacağını düşünürüm .

Tunç Bozacılar : Bu güne kadar hiç kadronu yapmayı unuttun mu ? Unutursan kıyamet alameti sayabilir miyiz bunu ?

Engin Gürses : Çok güzel bir Fenerbahçe pankartı vardır ; “Sana gelmediğim gün öldüğüm gündür” diye . Onunla cevaplayayım bu soruyu ...

Tunç Bozacılar : Bu oyundaki rakiplerin hakkında ne düşünüyorsun ? Bu sene seni zorlayacak , sene sonunda zirvede yer alacak ya da şu an itiberiyle süpriz yaptığına inandığın birileri var mı ?

Engin Gürses : Barış Akdemir artık ciddi rakip kategorisine terfi etti . Barış Tanrıkulu çıkmıştı ama düşüşe geçti . Seço da iyi başlamıştı ama düşüşte . Bunun haricinde Tunç biraz formsuz olsa da ilk 3’ü kesin zorlayacaktır . Erdem Ergenç ve Serdar Odabaş da ilk 5 içinde yer alacaklar bence . Mahmut Aras ise sonuna kadar götürecek büyük ihtimalle bu sezon ve bence 6. bitirecek ligi …


Tunç Bozacılar : İlk sene engingurses , ikinci sene 12 Angry Men ve bu sene ise Hissi Kablel Vukuu . Neden devamlı farklı takım isimleri ?

Engin Gürses : İlk sene direk kayıt olurken farkında olmadan seçtiğim isimdi engingurses . Sonra da NTV sisteminden dolayı değiştirmek mümkün olmadı . Yoksa onu ilkokul 1 gibi engingurses olarak bırakmazdım :)

2. seneden itibaren çizgimi yakalamaya başladım :) Bundan sonra büyük ihtimalle her sene farklı bir isim bulacağım . 2 senedir takım isimleri üzerinde ciddi ciddi düşündüm bundan sonra da bu konuda mesai harcarım .

Tunç Bozacılar : Ligimizde Ankaraspor'un küme düşmesi ve Fenerbahçe ile Galatasaray dışında güçlü bir takımın yer almayışı Fantezi Futbolu etkiledi mi sence ?

Engin Gürses : Yakında FF’de şans faktörü ile ilgili bir yazı yazacağım . FF'deki şans oranını tavla , briç gibi diğer şans içeren oyunlarla karşılaştıran bir yazı . Benim fikrimce 30 takımlı bir lig olsa FF ‘nin şans oranı Briçteki şans oranına eşittir . Seçenekler arttıkça haliyle oyunun komplekslik derecesi (complexity) artar . Bu varyasyon artışından dolayı da şans oranı bu oyunun temel argümanları olan takip , futbol öngörüsü ve maça analizleri gibi etkenlerin gerisinde kalır . Şu an 16 takımlı bir ligde FF’nin şans oranı en ilkel oyunlar olan okey ya da piştidekinden farksız gibi . Tabii ki kendi içinde bir oyun stratejisi ve taktik ya da kağıt-taş sayma ya da taşlama , taş çağırma gibi incelikleri var ama yüksek oranda şansa dayanıyor . Bu şans faktörü uzun vadede yine tolere edilebilir ama 34 hafta buna yetecek mi bu sene bilmiyorum .

Tunç Bozacılar : Gelecekte Fantezi Futbol oyunu ile ilgili hedeflerin veya projelerin nelerdir ?

Engin Gürses : Bunu şahsım adına değil BFFK olarak cevaplamak istiyorum . Zira dediğim gibi artık bu iş bir Ortak Akıl Projesi haline dönüştü . Öncelikle Fantezi Futbolla alakalı bir kitap yazabiliriz . Amazon’dan aratın karşınıza bu konu hakkında yazılmış onlarca yabancı dilde kitap çıkar ama daha Türkiye’de böyle bir kitap basılmadı . Bu konuda öncü olabilecek yeterliliğe ve birikime sahibiz ekip olarak . Fantezi Futbolun Dünya’da ve Türkiye’de tarihsel gelişimi , unutulmaz hatıralar , futbol sevgisini etkileme süreci ve futbol görüşüne Kazandırdıkları - Kaybettirdikleri , İyi Kadro Kurmanın İncelikleri gibi bölümler içeren bir kitap olabilir . Bunun yanında yakında Fantezi Futbol olayını tanıtan yani bu konuda referans site olabilecek bir internet sitesi yapacağız inşallah …

Tunç Bozacılar : Lig Tv'den teklif gelse , ''Kanalımızda 1 saatlik bir Fantezi Futbol programı yapmayı düşünüyoruz , bizimle çalışır mısınız?'' deseler , ne düşünürsün ?

Engin Gürses : Bunu zaten biliyorsun askerden geldiğim gece Yeşilköyde oturduğumuzda söylemiştim . Eskiden NTV’de Güntekin Onay - Rıdvan Dilmen’in programında son 5 dakika Fantezi Futbola ayırılıyordu . Haftanın birincisinin kadrosu ekrana getirilir ve Rıdvan Dilmen tek tek tercihler konusunda yorum yapardı . Şu an böyle bir şey yapılmıyor . Lig TV’de 200 bine yakın takım var . Keza NTVSpor’da da öyle . Ama Fantezi Futbol ile alakalı ne Radyoda ne de Tv ‘de tek bir program dahi yok . Yani aslında Lig Tv’nin elinde büyük bir potansiyel var . 200 bin ciddi bir rakam . Ki düzgün bir reklam , tanıtım ile bu tarz bir tv programı ile bu rakam çok rahat ikiye katlanabilir . İngiltere’deki gibi ligin resmi Fantezi Futbol Oyunu olabilir . İngiltere’de Official Fantasy Premier League ismiyle oynanıyor . Sözün özü oyunu çok daha çekici ve popüler bir hale getirmek mümkün . Yani iş elindeki potansiyeli yaldızlamak , güzel bir paket içinde sunmak , ilginç hale getirmek . Pazarlama stratejisi gibi bir şey .

İngiltere’de ve Amerika’da (kendi iğrenç futbolları hakkında) böyle televizyon programları olduğunu biliyorum .Para falan vermesinler bedavaya yaparız onlara biz bu programı . Her hafta başka biri çıkar bizden , bizi temsil eder yeter . Hatta Türkiye Birincisi etiketiyle koçero çıksın sadece ben olmasam da olur . Gökhan’ın bir tanıdığı yoluyla Lig Tv’ye ulaşmaya çalıştık 2 ay önce falan ama ses seda çıkmadı . Olmazsa da çok da önemli değil . Zaten underground bir program yakında olacak inşallah . Underground takılmak da iyidir.

Tunç Bozacılar : Halı saha maçları yaptığını biliyoruz . Mesela zorlu bir turnuva maçında kendi takım arkadaşın sana alenen beşlik atsa tepkin ne olur ?

Engin Gürses : O gün ona bireysel oyunu değil de takım oyunu oynamayı öğretmeyi kendime dava edinmeye karar verirdim sanırım .

Tunç Bozacılar : Bana Fantezi Futbola kazandırdığın isimleri bir çırpıda sayar mısın ?

Engin Gürses : Misyonerler davalarına kazandırdıkları kişileri övünerek söylemezler hatta unuturlarmış . İşin saflığı , duruluğu , ihlası bozulmasın diye . Bu da bir çeşit misyonerlik . Unuttum gitti .

Tunç Bozacılar : Geçen sezonun ödül törenini ne zaman yapmayı düşünüyorsun ? Yine Kinder Süpriz yumurtalarını stoklayacak mısın ?

Engin Gürses : Bunu konuştuk geçen gün Yeşilköy’de Asır Kafede buluştuğumuzda . İnşallah Ocak Ayı içerisinde bu ödül törenini yapacağız . Tabii ki de Kinder Sürpiz yumurtaları olacak kura çekimi için . Biz içimizdeki amatörlüğü öldüremeyiz .

Tunç Bozacılar : Bana bu oyundaki arkadaşlarını tek kelime ile anlatır mısın ?

Engin Gürses : Birol umut, Gökhan aşk, Tolga azim, Emre insan-ı kamil , Erdem erdem . Neyse daha çok devam edemeyeceğim . Neyim olm ben Elif Şafak mıyım ?

Tunç Bozacılar : Türkiye 1.si olmak istiyor musun ? Herkes Türkiye 1.si olabilir mi ? Her hangi bir platform , müsabaka veya branşta hiç Türkiye 1.si arkadaşın var mı ?

Engin Gürses : Şu an Lig Radyo’da program yapan , SkyTurk’de Total Futbola çıkan Fırat İşbecer benim İstanbul Üniversitesi Enez Kampından çocukluk arkadaşımdı . O Anadolu Lisesi sınavında birinci olmuştu . Özel Okul sınavında da derece yapıp Robert’e gitmişti ama futboldan hiç çakmazdı . Nasıl yazar olmuş şimdi ben görünce şok oluyorum .

Başka da yok ..... Şakka lan Şakka . Var var , naletten koçerom var . Nasıl oldu bu yav ? İnsan bir taraftan rakibi olduğu için kıskansa da öte yandan yakın arkadaşı olduğun için övünç de duyuyorsun . En azından Türkiye 1.sinin senin benim gibi ıslak hamburger yiyen , açık ayran içen , basketten nefret eden , geyik bir insan olduğunu göstermiş oldu bize .

Tunç Bozacılar : Kardeşin Bilgin Gürses'in kadro kurma sürecindeki sana olan etkisi nedir ? Kan bağı veya duygusallığın bu oyundaki yeri ne olmalıdır ?

Engin Gürses : Bilgin’le kardeşten ziyade çok samimi bir arkadaş gibi olduğumuz için (Türkiye’nin gelini olduğum için) ve genelde futbola bakış açımız seneler boyunca aynı ortamda şekillendiği için – bizim oda – onun fikirlerini dinlerim hep . Ve birbirimizi çok kolay etkileyebiliyoruz . O da inandığı fikirleri hararetli savunan bir fıtratı olduğundan karşısındakini kolay etkileyebiliyor . Kaç defa bundan sonra seni asla dinlemeyeceğim desem , hatta bir ara evde Fantezi Futbol ile ilgili konuşmasını yasaklasam da bir şekilde muhabbet oraya geliyor . Adam Fawer’ın Empati kitabını okumuş olanlar bu etkileşimi daha iyi anlayacaklardır . Alacakaranlık serisini okumuş olanlar da Bella’nın vampir olma sürecini çok iyi anlayacaklardır .

Tunç Bozacılar :
Sene sonu ilk 5 sırada kimler yer alır sence ?

Engin Gürses : 1. Engin Gürses
2. Barış Akdemir
3. Erdem Ergenç
4. Tunç Bozacılar
5. Gökhan Tavukçu
6. Mahmut Aras

Tunç Bozacılar : Bu oyunda asla almam dediğin bir oyuncu var mı ?

Engin Gürses : Oyuncu yok ama kapışmacı var : Alper Çetinkaya . Gelse tüm BFFK camiasından diz çöküp özür dilese ve Seço’ya almadığı Liverpool formasınından 5 tane getirse belki ona karşı içimdeki nefret diner . O değil , koskoca şirkete o forma yüzünden haciz gelecek . Ortağı Gökhan’a yazık olacak ona üzülüyorum ben . Tanıdığım bu tip davalara bakan çok iyi bir avukat var . O ilgilenmeye başladı davayla …

Tunç Bozacılar : Son olarak ; Koçero ne demektir , kime denir , ne amaçla söylenir ?

Engin Gürses : Kelimenin etimolojisini araştırdım ben Oxford Kraliyet Kütüphanesinde . Kelimenin kökü "Couchero" . Uzakdoğu dillerinden türeme . Co-hero gibi bir manası var yani . Yardımcı Kahraman gibi . O yüzden ben t2’ye diyorum bunu . Asıl kahraman kim mi ??? Koçero biliyor onu …

2 yorum:

eray dedi ki...

geç olmuş ama süper olmuş... elinize sağlık...yüreğinize sağlık...3 evetle İstanbula geliyorsunuz

erdem dedi ki...

herşey güzel ama ben yerimi yadırgadım :):) 3.lük fazla olmuş gibi :):):)